itEWfoc. Anasayfa Foto Galeri HAYAT Yüz karası değil, ekmek parası! 126 226 326 426 526 626 726 826 926 1026 1126 1226 1326 1426 1526 1626 1726 1826 1926 2026 2126 2226 2326 2426 2526 2626
iz tv de yayınlanan, zonguldak maden işçilerini konu edinen belgesel. şimdi izlerken maden, maden işletmeleri, zonguldak, maden işçisi ve hakları hakkında çok güzel hazırlanmış. 90 larda yapılan maden yürüşü, maden işçilerinin tecrübe ve hikayeleri oldukça güzel aktarılıyor. sadece maden yatakları dersinde vaktiyle bir teknik gezide gittiğimiz maden ocağı aklıma geldi. kaldı kı çok derin değildi ancak iniş ve çıkışı bile yeterliydi. şimdi belgeselde zorla çalıştırilan dönemleri anlatıyor. ne acı kı şimdilerde ekmek parası için çalışmak zorunda olan ve ertesi güne sağ çıkma niyetini guden insanların başına devlet politikası ile ocağa hiç girmeden emekli olan yöneticiler getirilmis.. sözün özü ,yerinde bir belgesel.. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz Türkiye Taşkömürü Kurumu TTK Karadon Müessese Müdürlüğü’ne bağlı Gelik İşletmesi’nde -460 kodunda mekanize üretim ayağında incelemelerde bulundu. Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz beraberinde Vali Yardımcıları, İl Emniyet Müdürü Fahri Aktaş, Kaymakamlar ve Mülkiye Başmüfettişleri, TTK Genel Müdürü Kazım Eroğlu, Genel Maden İşçileri Sendikası GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil, TTK Karadon Müessese Müdürü Fazlı Uncu ve kurum yöneticileriyle birlikte Türkiye Taşkömürü Kurumu TTK Karadon Müessese Müdürlüğü’ne bağlı Gelik İşletmesi’nde – 460 kodunda mekanize üretim ayağında incelemelerde bulundu. Ocağa, GMİS Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, Genel Sekreter Ertan Kaya, Genel Mali Sekreter Volkan Yıldız, Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Tayfun Demir ile TTK yöneticileri tarafından uğurlanan heyet, öncesinde iş güvenliği nedeniyle oksijen maskesi kullanımı ve daha sonra mekanize sistem ile ilgili brifing aldı. 75. Yıl Cumhuriyet Kuyusu’ndan -360 koduna inen Vali Tutulmaz ve beraberindekiler, -460 kodunda bulunan mekanize üretim ayağında geçerek burada incelemelerde bulundu. Vali Tutulmaz, emek veren, alın teri döken maden işçilerinin özverili çalışmalarına tanıklık ederek başarılar diledi.
Ergenekon destanında dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür dizmekle başlar Türk'ün kömürle ilişkisi... Oğuz boylarının dağları eritmesinin üstünden asırlar geçti. Genlerden gelen odun kömürü sevdası, geniş odalarda ortaya getirilen mangal sohbetleri, az şekerli kahve tadında sardı sarmaladı, döndü dolaştı pikniklerin demir başı haline geldi...Türk deyince; dünyada önce mangal, şiş ve kebap akla gelir oldu. Haliyle Anadolu'da mangalsız bagaj, bahçe, balkon kalmadı. Güneşin kendini azıcık gösterdiği her tatil gününde bir ince dal altında, su kenarında ve gerekirse otoyol refüjlerinde muhabbetin kaynağı ne var ki Türkler için vazgeçilmez keyiflerden biri olan mangalda pişen etin nefis kokusunun ardında bambaşka bir gerçek yatar. Torağın hazırlanma zorluğu ve yanma sırasında yayılan sirke asidi kokusunun verdiği rahatsızlık nedeniyle, artık odun kömürü üretimi metal ocaklarda retord denilen kapalı kaplarda yapılıyorsa da ülkemizde halen aileleriyle birlikte yaklaşık 1,5-2 Milyon kişi toraktan nafakasını kömürünün, pişirme ve ısınma amacıyla yaygın olarak kullanılması ve kükürt içermemesi nedeniyle, yanma sırasında havayı diğer kömür cinslerine göre daha az kirletmesinden dolayı tercih edilse de Türkiye'de Ormanları Koruma Yasası kapsamında 20 yıldır mangal kömürü ihracatı yapılmamaktadır..Bu yazımızda sizlere elektriksiz, televizyonsuz, bakkalsız, kasapsız, okulsuz, 5-6 nüfuslu çadır hayatlarından, torakçılardan bahis arkadaşlarımızla gittiğimiz yer Beyşehir yakınlarında bir ormanlık alan, yaşadıkları zorlukları bildiğimizden giderken yanımızda çay, şeker, pasta, çocuklar için balon götürüyoruz. Selam verip kendimizi tanıtıyor, fotoğraflarını çekmek istediğimizi söylüyoruz. Etrafta yoğun bir kömür kokusu var, hem çekim yapıyor hem de Torakla ilgili detayları öğrenmeye çalışıyoruz. Torak kurulurken önce sırıklar etrafında kömür haline getirilecek odunlar diziliyor, üzeri havayla teması kesmek için gazel ve samanlarla onun da üzeri toprakla kapatılarak rüzgarsız bir havada yakılan torak daha sonrasında adeta bir bebek gibi takip ediliyormuş. Kömürleşme yaklaşık 75-105 saat arasında oluyormuş. 4 ton odundan 1 ton kömür elde ediliyormuş, daha sonra ocak açılıp kömürler iriliklerine göre toplanıp çuvallara doldurularak böylesi bir sabır ve özveri dolu, alın teri ile taçlandırılmış bir iş kolu, bir gelenek dizilmesi, üzerinin kapatılması işlemlerinin hepsini fotoğraflamaya çalışıyoruz. Onlar bir yandan işlerini yaparken bir yandan da bizim isteklerimizi yerine getirmeye çalışıyorlar, arada ikram edilen çayları içiyoruz. Sohbet koyu lakin dönüş vakti geliyor, kıyafetlerimiz, fotoğraf makine çantalarımız yoğun bir şekilde kömür kokuyor, eve girişte üzerimizde ne varsa çamaşır makinesi içine dolduruyorum. O telaşla cep telefonunu pantolon cebinde unutup makineye atıyorum, yıkama işlemi bittiğinde çalışmayan ama tertemiz bir cep telefonuna sahip sonraki yazımızda başka bir konuyla buluşmak üzere saygılarımı sunuyorum.
DGYD Başkanı Hakan Özen “İnternet gazeteciliği basınımızın yüz karasıdır” diyen TGF Genel Başkanı Yılmaz Karaca'nın sözlerine tepki göstererek “Yüzkarası değil, çağımızın gereğidir” dedi. Demokrat Gazeteciler ve Yazarlar Derneği DGYD Başkanı Hakan Özen, “İnternet gazeteciliği basınımızın yüz karasıdır” diyen Türkiye Gazeteciler Federasyonu TGF Genel Başkanı Yılmaz Karaca'nın sözlerine tepki gösterdi. Başkan Hakan Özen Özen, teknoloji çağında yaşandığını ve hızlı iletişim ve haberciliğin çok önemli olduğunu ifade ederek, gazetecilerin hakkını, hukukunu koruma iddiasındaki TGF Genel Başkanı Yılmaz Karaca'nın sözlerinin bir aymazlık olduğunu söyledi. Başkan Özen, “Bu düşünce ve yaklaşım tarzı emeğini, yüreğini basına veren, gazetecilik mesleğinden ekmeğini kazanan basın emekçilerine büyük bir hakarettir” dedi. Özen açıklamasını şöyle sürdürdü “Köklü bir basın meslek kuruluşunun genel başkanlığını yapan, Eskişehir'de bir gazetesi olan, gazetesinin internet sitesi bulunan ve oğlunun üzerinden başka bir inter haber sitesi de bulunan TGF Genel Başkanı'nın bu sözleri gaflettir, aymazlıktır, karnından konuşmaktır. Yılmaz Karaca internet haber sitesi olan veya dijital medyadan ekmeğini kazanan meslektaşlarına çamur atmayı, karalamayı bırakmalı, bir an önce İnternet Medyası Yasası'nın çıkartılması için çaba sarfetmelidir. Acaba meslektaşlarımız Genel Başkanlarının bu sözleri hakkında ne düşünüyor? 'Az olsun bizim olsun' mantığı hiç bir zaman hiç kimseye bir şey kazandırmadığı gibi Yılmaz Karaca'ya da kazandırmayacaktır. O nedenle kendisini basına yıllarını vermiş, emeğini koymuş basın mensubu meslektaşlarına laf yetiştireceğine, sosyal medya hesabı üzerinden çamur at izi kalsın mantığıyla hareket edeceğine, basının içinde bulunduğu sorunlara çözüm önerisi getirmelidir. Bu tavrı ve duruşu hem kendisine hem de TGF gibi üst bir basın meslek kuruluşuna zarar vermektedir”.
yuz karasi degil ekmek parasi