Yeşil ve siyah çayın yanında özellikle şifalı etkisinden dolayı içilen, Papatya, nane, ıhlamur gibi bitki ve meyve çayları kafein içermemesi ve şifalı etkilerinden dolayı içilmesi tavsiye edilmektedir. Gönderen Şifalı Bitkiler-Alternatif zaman: Perşembe, Ocak 19, 2012 1 yorum: Bitkiler aleminde zerdeçal ve zencefil sigaranın etkilerini azaltan ürünler olarak gösterilebilir. Bu iki bitki, kilo vermek isteyen kişiler tarafından da sıklıkla kullanılmaktadır. Bunun sebebi vücut içerisindeki zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırarak sindirimi kolaylaştırması ve ödem oluşmasını engellemesidir. Kortizonunyan etkilerini azaltmak için neler yapılabilir?.Düşük sodyumlu,az yağlı,düşük karbonhidratlı bir diyet uygulamak.Kalori alımını azaltmak..Kalsiyum ve D Vitamini alımını arttırmak gerekebilir..Ödem ,sıvı tutulumuna karşı bazen diüretikler doktor tarafından reçete edilebilir. Kortizonunyan təsirləri Kortizon bir dərman kimi yalnız təbii hormon səviyyələrində olan dozalarda, bədənin hormon fazlalığına cavab verir. Yan təsirlər buna görə kortikosteroid xəbərdarlıqlarına qarşı sadə normal cavablardır - bunlar yüksəlmişdir, təsirlər də artır. Kanpıhtılaşmasını azaltan (kumarin grubu) ilaçlann etkilerini artırabilir. Pirasetam üzerine diğer ilaçlann belirgin bir etkisi beklenmez. Pirasetamın diğer ilaçlann metabolizmasını etkilemesi beklenmez. 4 hafta boyunca günlük 20g'lık dozda alınan pirasetam, epilepsi hastalarında sabit dozlarda Bununlabirlikte, kortizonun yan etkilerini en aza indirmek için neler yapabileceğinizi biliyor olsaydınız, o zaman ilacı iyi ve güvenli bir şekilde hissedebilirsiniz. Semptomlar şu an kortizon sayesinde ortadan kalktığında, kortizonun bu kadar hızlı bir şekilde kullanılmasına gerek kalmadan bütünsel ve natüropatik bbKFvvc. Bu etkiler birçok vakada, özellikle hafif seyrediyorsa, birkaç gün veya birkaç hafta içinde kaybolabilir. Daha şiddetli seyrettikleri veya kendiliğinden ortadan kalkmadıkları durumlarda doktora başvurulması gereklidir. Kortizonun ciddi yan etkileri arasında; Alerjik 22, 2564 BEİçindekiler1 Kortizon yan etkileri ne zaman geçer?2 Kortizon yan etkileri nasıl giderilir?3 Kortizonun yan etkileri nelerdir?4 Kortizon vücuttan en hızlı nasıl atılır?5 Kortizon iğnesinin etkisi kaç gün sürer?6 Kortizon alanlar ne yememeli?7 Kortizon alındığında ne yemeliyiz?8 Kortizon kullanan hastalar ne yememeli?Kortizon yan etkileri ne zaman geçer?Kortizon iğnesinin yan etkileri geçici sürelidir. En fazla 1-2 sürer. Ancak nadiren de olsa kortizon iğnesinin yan etkileri kalıcı olabilir, örneğin kortizon iğnesi yapılan yerde yağ erimesine bağlı çukurluk, renk değişimi gibi kalıcı etkiler yan etkileri nasıl giderilir?Bu durumu hafifletmek için yemekleri tuzsuz tüketmek, tuz içeren besinlerden özellikle işlenmiş et, turşu gibi yoğun tuz içerenlerden uzak durmak, beslenme düzeninde potasyum içeren besinlere yer vermek gerekir. Sebze ve meyve kortizon kullanan bireylerde potasyum ve lif içeriğiyle oldukça yan etkileri nelerdir?Kortizonun Yan Etkileri Nelerdir? şekerinde artışYüksek ülser mide ülseri vücuttan en hızlı nasıl atılır?Bu açıdan bakıldığında kortizonun vücuttan tamamen atılması gibi bir durum söz konusu değildir. İnsan vücudunda ölüm anına kadar kortizon hormonu salgılanır. Kortizonun ilaç olarak kullanılması durumda, tedavi bittikten sonra vücut yeniden kendi düzenine iğnesinin etkisi kaç gün sürer?Ödem ve ağrıyı azaltmak amacıyla enjeksiyonsa kullandığımız kortizon bölgesel etkilidir. Depo ve kristal yapıda olanlar iğne yaptığımız yerde yaklaşık 7 gün kalır. Az bir kısmı vücuda dağılır. Bundan dolayı enjeksiyon sonrası hastanın tuzsuz yemesi gerekmediği gibi kilo alma yan etkisi nadiren alanlar ne yememeli?Kortizon alan hastalarda vücuttaki şeker metabolizması bozulduğundan tatlı ve yağlı besinlere olan istek ve iştah artar. Bu yüzden tatlı, yağlı, hazır paketli ürünlerden olabildiğince uzak durulmalıdır. Bu dönemde daha az işlenmiş gıda ve daha fazla taze besin alındığında ne yemeliyiz?Kortizon kullanan kişiler düzenli biçimde kemik mineral yoğunluğu ölçümü yaptırmalı ve kalsiyum açısından zengin beslenmelidirler. Süt, yoğurt, peynir tuzsuz, yeşil yapraklı sebzeler, soya fasulyesi, kuru baklagiller, fındık ve küçük balıklar zengin kalsiyum kullanan hastalar ne yememeli?Kortizon alan hastalarda vücuttaki şeker metabolizması bozulduğundan tatlı ve yağlı besinlere olan istek ve iştah artar. Bu yüzden tatlı, yağlı, hazır paketli ürünlerden olabildiğince uzak durulmalıdır. Bu dönemde daha az işlenmiş gıda ve daha fazla taze besin tüketilmelidir. Kortizon Nedir?Kortizon Yan Etkileri Nelerdir?Hangi Hastalıkların Tedavisinde Kullanılır?Kortizonlu İlaçlar Nelerdir?Kortizonlu Kremler Nelerdir?Kortizon Vücuttan Nasıl Atılır?Kortizon Kilo Aldırır Mı? Kortizon Nedir, Yan Etkileri, Hangi Hastalıkların Tedavisinde Kullanılır, Vücuttan Nasıl Atılır? Kortizon, böbrek üstü bezlerinin ürettiği bir hormondur. İnsan vücudu için oldukça önemli olan kortizon, yeterli üretilmediğinde birçok hastalık gelişmekte ve hayatı tehdit eden olumsuzluklar yaşanmaktadır. Kortizon hakkında merak ettiğiniz tüm bilgileri sizin için hazırladık. Kortizon ne demek, yan etkileri nelerdir gibi bilgiler yanı sıra en çok merak edilen kortizon kilo aldırır mı sorusunun yanıtını da makalemizde bulabilirsiniz. Kortizon Nedir? Kortizon ne demek? Böbrek üstü bezlerinde salgılanan ve vücutta karbonhidrat ve yağ metabolizmasını düzenleyen hormondur. Doğumdan üç hafta sonra üretilmeye başlar ve ölene kadar devam eder. Sağlıklı bir insanda günde 15 ile 40 mg kortizon çok daha fazla salgılanmaktadır. Eğer yetersiz kortizon salgılanıyorsa dışarıdan almak ve eksikliği gidermek gerekir. Aksi halde ciddi rahatsızlıklar söz konusu olmaktadır. Birçok hastalığın tedavisinde de kortizon kullanılmaktadır. Kortizon Yan Etkileri Nelerdir? kortizon iğnesi, kortizon ne demek, kortizonlu iğne, kortizonun zararları, kortizon içeren ilaçlar, kortizon tedavisi, Böylesine önemli bir hormon olan kortizonun dışarıdan fazla alınmasında bir takım sorunlar yaşanmaktadır. Bu kadar önemli bir hormon olan kortizonun zararları da olabilmektedir. O yüzden kortizon içeren ilaçlar doktor kontrolünde alınmalıdır. Kortizon tedavisinin yan etkileri özellikle çocuklar için gelişimde bozukluğa neden olmasıdır. Bu yüzden çocuklarda oldukça dikkatli kullanılması gerekir. Ayrıca kortizon içeren ilaçlar kan basıncında yükselmeye, kas erimesi ve zayıflığına, ciltte kıllanma ve regl bozukluklarına, vücutta şişlik ve yağlanmaya, psikolojik sorunlara, kan şekerinin yükselmesine, troid problemlerine, mide rahatsızlıklarına, gözlerde katarakta ve seksüel sorunlara neden tedavisi aniden kesilmemelidir. Bu organizmada bir takım ani reaksiyonlara neden olmaktadır. İlaca başlarken de bitirirken de yavaş ve kademeli olarak kullanılmalıdır. Bu konuda doktor gerekli doz ayarını yapmaktadır. Kortizon tedavisi böbrek üstü bezi yetersizliği bakımından fiziksel bağımlılık yapar. Uzun süreli kortizon içeren ilaçlar kullanıldığında kemik erimesi meydana gelir. Hangi Hastalıkların Tedavisinde Kullanılır? Kan hastalıkları, sinir sistemi hastalıkları, kalp damar sistemi hastalıkları, bağ dokusu hastalıkları ve romatizmal hastalıklar başta olmak üzere böbrek ve idrar yolu hastalıkları, karaciğer hastalıkları, hormonal hastalıklar, alerjik hastalıklar, göz hastalıkları ve tümör tedavilerinde kullanılır. Ayrıca zehirlenmelerde, sıcak çarpmasında, travma ve şoklarda kortizon tedavisi uygulanmaktadır. Kortizonlu İlaçlar Nelerdir? Kortizon iğnesi güçlü bir iltihap gidericidir. Vücuda enjekte edilerek enfeksiyonların tedavisinde kullanılmaktadır. Vücutta normal salgılanan kortizon kana karışarak tüm vücuda dağılırken kortizon iğnesi ile enjekte edilen yapay kortizon iltihaplı bölgeye direk uygulanır. Bu yüzden etkisi çok daha güçlüdür. Başlıca kortizonlu iğne çeşitleri, Symbicort Forte Turbuhaler, Diprospan 1 Ml Ampul, DIPROKLENAT ampül, Seretide İnhaler 250 mcg 120 Doz, Prednol-L Ampul, Celestone Chronodose 1 Ml 1 Ampuldür. Kortizon içeren ilaçlar, romatizma hastalıklarının tedavisinde, ankilozan artrit, spondilit artrit gibi hastalıkların tedavisinde, iltihaplı bağ dokusu hastalıklarının tedavisinde kullanıldığı gibi kan hastalıkları ve sinir sistemi hastalıklarının tedavisinde ve tümör tedavilerinde kullanılmaktadırlar. Ayrıca idrar yol iltihabı, katarakt, hormonsal hastalıklar ve şoka giren hastalara da kortizon içeren ilaçlar verilmektedir. Bunlar ya ağız yolu ile ya da kortizon iğnesi olarak hastalığın türüne ve seyrine göre doktor tarafından belirlenmektedir. Kortizonlu Kremler Nelerdir? Pişik, böcek sokması, cilt alerjisi, kaşıntı, sedef ve çeşitli egzama rahatsızlıklarında kullanılan kortizonlu kremlerin başlıcaları; Dermovate merhem, Momecon Krem, Cutivate krem, psovate losyon, Elocon Pomattır. Bu tür kortizon içeren ilaçlar çok dikkatli uygulanmalı ve herhangi bir olumsuz yan etki ile ile karşılaşıldığında mutlaka doktorla görüşülmelidir. Ayrıca kortizon tedavisi uzun süre kullanıldığında ve yüksek do kullanıldığında ciltte olumsuz etkiler ve cilt yapısında değişiklikler olmaktadır. Bu yüzden doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Kortizon Vücuttan Nasıl Atılır? Birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılan kortizon içeren ilaçlar aşırı alındığında vücuttan atılması oldukça zordur. Bu da bir takım olumsuz etkilere neden olmaktadır. Bunların başında ödem, yüksek tansiyon, karın ve sırt bölgesinde yağlanma, yüzde şişme, diyabet, kemik erimesi gibi ciddi rahatsızlıklardır. Ödem oluşumuna neden olduğundan kalp ve böbrek yetmezliği olan kişilerde çok dikkatli kullanılmalıdır. Kortizon vücuttan tamamen atılamaz. Böbrek üstü bezlerinde sürekli salgılandığı için atılan kortizon anı şekilde salgılanarak kullanılmaktadır. Bu yüzden kortizon tedavisi uygulanırken beslenmeye dikkat edilmelidir. Böylelikle olumsuz yan etkileri en aza indirilebilmektedir. Bunun içinde öncelikle tuz tüketimi en aza indirilmelidir. Kortizonlu iğne ve kortizon içeren ilaçlar kullanılırken potasyumda vücuttan hızlı bir şekilde atılmaktadır. Bu oldukça önemli mineralin yerine konması önemlidir. Bu yüzden potasyum açısından zengin besinler tercih edilmelidir. Sebze ve meyve tüketimine ağırlık verilmeli yağlı ve şekerli besinlerden kaçınılmalıdır. Kortizon tedavisi uzun süreli olduğunda kemik erimesine neden olduğunu söylemiştik. Bu yüzden kalsiyum tüketimini arttırmak faydalı olmaktadır. Yoğurt, peynir, yeşil sebzeler, balık, kuru baklagiller, fındık gibi kalsiyum yönünden zengin gıdalar tercih edilmeli ve kortizonun neden olduğu kalsiyum eksikliği bu besinlerle giderilmelidir. Kortizon içeren ilaçlar kullananlarda kortizonun dışarı atılması mümkün olmadığı için yan etkileri en aza indirmenin yolu doğru beslenmektir. Hazır gıdalarda bulunan sodyum türü katkı maddeleri kortizon tedavisinde olumsuz etkileri arttırmaktadır. Bu yüzden hazır gıdalardan uzak durulmalı ve evde hazırlanan sağlıklı besinler tüketilmelidir. Kaçınılması gereken besinler kabuklu deniz ürünleri, salata sosları, hazır çorbalar, ketçap ve mayonezler, margarinler ve mısır gevreği türü yiyeceklerdir. Kortizon Kilo Aldırır Mı? Kortizon tedavisinin kilo aldırdığı düşünülmektedir. Bu nispeten doğrudur. Özellikle iştah açıcı yan etkisi kilo almaya neden olurken yüzde yuvarlaklaşma ve şişliğe neden olduğu ve vücutta ödem yaptığı için kilo almış gibi görünümde vermektedir. Kortizon içeren ilaçların yan etkileri arasında deride incelme, yüz, karın ve göğüs bölgesinde yağlanma bulunmaktadır. Ayrıca kortizon tedavisi sırasında vücudun karbonhidrat dengesi bozulduğundan aşırı tatlı ve şeker isteği meydana gelir. Bu da kilo aldırması açısından önemlidir. İster kortizon iğnesi ister kortizon içeren ilaçlar olsun hepsinin kilo aldırıcı etkisi göz ardı edilmemeli ve uygun bir beslenme programı ile bu olumsuz etkiye karşı durulmalıdır. Aksi halde kalıcı bir şişmanlıkla uğraşmak zorunda kalınabilir. Kilo dışında ödem oluşumu içinde aynı şeyi söylemek mümkündür. Kortizon tedavisi bittikten sonra ödem geçebildiği gibi kalıcı da olabilmektedir. Bu tabi ki uzun süreli ve yüksek dozda kortizon tedavisinde söz konusu olan bir durumdur. Kortizon tedavisi sırasında kilo almamak ve ödemi önlemek için beslenmeye dikkat etmek en iyisidir. Ödeme karşı bitki kürleri, çayları özellikle kullanılmalıdır. Anason, maydanoz sapı, mısır püskülü, kiraz sapı gibi bitkiler kaynatılarak süzülüp gün içinde birkaç kez içilmelidir. Vücuttan ödemi atmanın en doğal ve etkili yolu bol su içmektir. Kortizon tedavisi sırasında günde 3 litre su içmeyi ihmal etmemek gerekir. Ayrıca yağlı ve şekerli gıdalardan, hazır yiyeceklerden uzak durmak, doğal beslenmek, tuz alımını azaltmak faydalı olacaktır. Size kortizon ne demek ve kortizonun zararları nelerdir sorularının yanıtlarını vermeye ve bu zararların nasıl en aza indirildiği konusunda bilgiler vermeye çalıştık. Sağlıklı günler diliyoruz. Kortikosteroit hormonlar ve yapay türevleri günümüzde birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Bu steroit grubu hormonlar çok değerli ilaçlar olmakla birlikte çeşitli yan etkileri nedeniyle çok dikkatli bir biçimde kullanılmalıdır. Hormonlar vücuttaki özelleşmiş sal­gı bezlerinden üretilen ve çeşitli organ ya da sistemlerin işlevlerini etkileyen organik maddelerdir. Tedavi amacıyla uzun süredir kullanılan hormonlar bazı hastalıklarda çok yararlı olmaktadır. Ör­neğin pankreasın yetersiz instilin salgı­laması sonucu ortaya çıkan şeker hasta­lığında hastalar insülinle tedavi edilir. Tiroit hormonunun yetersiz salgılanma­sına bağlı hipotiroidizm olguları tiroit hormonları verilerek denetim altına alı­nır. Hormon tedavisi vücutta bir hormo­nun salgılanmasını baskılamak amacıyla da kullanılır. Örneğin, gebeliği önleyici ilaçlarda Östrojen vardır. Bu hormon gonadotropinin hipofizden salgılanmasını engeller. Böylece östrojen eksikliği ne­deniyle yumurtlama gerçekleşemez. Böbreküstü bezi kabuğundan salgılanan steroit yapıdaki hormonlar ile bunların daha etkili olan yapay türevleri birçok hastalığın tedavisinde kullanılır. BÖBREKÜSTÜ BEZİ HORMONLARI Günümüzde böbreküstü bezi kabuğun­dan elde edilen hormonların sayısı otu­za yakındır. Ama bunlardan ancak bir­kaçının metabolizmada etkin olduğu an­laşılmıştır. Steroit hormonlar üç gruba ayrılabilir Glükokortikoitler, mineralo-kortikoitler, androjen ve östrojenler. Te­davi edici özellikleri bakımından en önemli steroit grubu olan glükokortiko­itler karbonhidrat metabolizmasını etki­ler. Kortizon ve hidrokortizori olarak da bilinen kortizol bunlar arasındadır. Ama kortizon bazen genel bir ad olarak korti­zol ve türevlerini kapsayacak biçimde kullanılmaktadır. Mineralokortikoit gru­buna giren aldosteron, sodyum ve po­tasyum gibi maddelerin metabolizma­sında rol oynar. Androjen ve östrojenler ise eşey bezlerinden yumurtalık ve er-bezleri üretilenlerle aynı yapıdadır. Böbrek toplardamarı kanındaki hor­monların incelenmesiyle, böbreküstü bezinden salgılanan glükokortikoitlerin yüzde 90’ının kortizol, yüzde 10’unun da kortikosteron yapısında olduğu gö­rülmüştür. KULLANIM ALANLARI Kortikosteroitler öncelikle iltihabi has­talıkların tedavisinde kullanılır. Yararlı oldukları hastalıkların listesi oldukça uzundur. Bunların başlıcalan arasında romatoit artrit, sistemik kızartılı lupus, osteoartrit kemik ve eklemin birlikte il­tihaplanması nefrotik sendrom, kronik ülserli kolit, alerjik hastalıklar, şok gir­me, bazı lösemi kan kanseri ve tümör tipleri sayılabilir. Ama yan etkileri ne­deniyle çoğu zaman tedavide ilk seçe­nek sayılmazlar. NASIL ETKİ EDER? Kortikosteroitlerin iltihaba karşı etkileri lizozomların zarını sağlamlaştırmalarındandır. Lizozomlar, hücrelerde bulunan ve enzim içeren çok küçük ya­pılardır. Kortikosteroitlerin etkisiyle bu enzimlerin iltihaplı dokudan dışarı çık­ması ve hücrelere zarar vermesi engelle­nir ya da sınırlanır. Kortikosteroitlerin kullanılması sonucu iltihabın sıcaklık ar­tışı, kızarma, ağn ve işlevlerin bozulma­sı gibi belirtileri kısmen ya da bütünüyle ortadan kalkar. Kortikosteroitlerin Özbağışıklık siste­mi tepkimelerini ve alerjik tepkimeleri nasıl engellediği tam olarak bilinme­mektedir. Antikor yapımıyla bağlantılı olmayan bu maddeler antijen-antikor tepkimesini, düz kas ve derinin duyarlı hücrelerinden histamin salgılanmasını etkilemezler. Ama gene de bağışıklık sistemiyle ilgili tepkimeler üzerinde en­gelleyici bir etkileri vardır. Bu durum kortikosteroitlerin lizozom zarını sağlamlaştırıcı etkisine bağlı olabilir. Kortikosteroitlerin en önemli etkileri kılcal damarlardaki geçirgenliğin azal­ması, kalp atımlanyla pompalanan kan hacminin artması ve otonom sinir siste­mi kökenli damar hareketlerinin güçlenmesidir. DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR Hemen her ilacın kullanımında geçerli kurallar bu grupta yer alan ilaçlar için de büyük önem taşır. Öncelikle de korti­kosteroitlerin kesin tanı konmadan kul­lanılmaması gerektiği unutulmamalıdır. Bu ilaçlar, bazı hastalıkların nedenlerini ortadan kaldırmadan hastanın yakınma­larını Önemli ölçüde hafifletir. Olumsuz etkilerin ortaya çıkmasına karşın, baş­latılan tedaviden vazgeçmek güç olabi­lir. Kortikosteroitlerle istenilen etki el­de edildikten sonra doz yavaş yavaş azaltılmalıdır. İlacm birdenbire kesil­mesi hastalığın alevlenmesine yol aça­bilir. Kortikosteroit tedavisinin ilk hafta­sında kan basıncı ve vücut ağırlığı de­netim altında tutulmalıdır. Ayrıca belli aralıklarla bazı testler yapılmalıdır. Bu testler kan sayımı, alyuvar çökme hızı sedimantasyon, idrarda şeker ve kan­da potasyum düzeyinin ölçülmesidir. Hasta bol protein almalı, ödem varsa sodyumdan kaçınmalı, ama potasyum alımını artırmalıdır. Bütün bunlar korti­kosteroitlerin dikkatli ve titiz bir biçim­de kullanılması gerektiğini açıkça gös­termektedir. Kortikosteroitler böbreküstü bezi kabuğunun etkinliğini düzenleyen adrenokortikotrop ACTH hormonun sal­gılanmasını baskılar ve azaltır. Miyokart kalp kası bozukluğu olan hastalarda kortikosteroitler dikkat­li kullanılmalıdır. Çünkü kortikosteroit­ler dolaşımdaki kan hacmini artırarak kalp yetmezliğine yol açabilir. Korti­kosteroitler böbrek yetmezliğinde de kullanılmamalıdır. Ama bazı böbrek hastalıklarında bu ilaçların özelükle kullanılması gerekebilir. Kortikosteroitler hastaların büyük bölümünün genel durumunu iyileştir­mesine karşın, bazı hastalarda uykusuz­luğa ve ruhsal bozukluklara yol açabi­lir. Bu nedenle, ruhsal bozukluklarla il­gili ilk belirtiler ortaya çıktığında korti­kosteroitler kesilmeli ya da önemli öl­çüde azaltılmalıdır. KULLANILMAMASI GEREKEN DURUMLAR Kortikosteroitlerin kullanılmaması ge­reken durumların başında verem hasta­lığı gelir. Mutlaka kortikosteroit kulla­nılması gerekiyorsa yoğun bir verem tedavisi uygulanmalıdır. Kortikosteroitlerin kullanılmaması gereken bir başka hastalık peptik ülser­dir. Çünkü bu durumda kortikosteroit­ler midede kanamaya ya da ülserin alevlenmesine yol açabilir. Kortikoste­roitler organizmanın direncini azaltarak mikropların yayılmasını kolaylaştırdık­larından enfeksiyon hastalıklarında kul­lanılamazlar. Kortikosteroitlerin kullanılmaması gereken önemli durumlardan biri de korneada saydamtabaka uçuk virüsü­nün herpes simplex virüsünün yol aç­tığı bozukluklardır. Bu ilaçlar virüsle­rin çoğalmasını uyarır ve korneanın yaygın biçimde iltihaplanmasına neden olur. Kortikosteroitler bağışıklık siste­miyle ilgili bazı testlerden doğru so­nuçlar alınmasını da engelleyebilir. Kortikosteroitlerin kullanımı kesil­diğinde hastada İştah kaybı, huzursuz­luk, halsizlik ve kaşıntı görülebilir. Bu durum, kortikosteroitlerin günde 100 mg kortizona eşdeğer dozda ve en az iki hafta kullanıhnası sonucu hipotala-mus-hipofiz-böbrek-üstü salgı sistemi­nin baskılanmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Kortikosteroitlerin pek çok yan etkisi vardır • Kan şekerinde yükselme ve idrarla şeker çıkarılması şeker hastalığına eği­lim. • Ödem ve yüksek tansiyonla birlikte vücutta su ve tuz tutulması. • Kalsiyum ve azot dengesinin bozulmasıyla “birlikte protein kaybı ve kemik dokusunda kalsiyum kaybı osleoporoz. • Potasyum kaybı ve alkaloz kanda ve vücut sıvılarında alkali düzeyinin yükselmesi. • Kadınlarda kıllanma, akne ve âdet çevriminin bozulması • Peptik ülser. Enfeksiyonlara karşı direncin azalması. Bu doğal hormonun sentetik şekli olan kortizonun tıbbın hizmetine sunulmasını geçtiğimiz yüzyılın en büyük keşiflerinden biri diye düşünüyorum. Kortizon sayesinde akut alerjik reaksiyonlara bağlı binlerce ölüm engellenebilmiştir. Yine bu ilaç sayesinde birçok romatizmal hastalıkla, kanserle mücadele edilmiş, organ naklinde organ reddi gibi bir problemin çözümünde önemli mesafeler alınmıştır. Yani kortizon kullanmak zannedildiği gibi her zaman yanlış bir seçim olmuyor! Hatta bazen kortizon ile hayat kurtarılabiliyor. Kısacası kortizon yerinde, zamanında ve uygun dozlarda kullanılması gereken önemli bir ilaçtır. Eğer suistimal edilmezse, kullanım koşullarına dikkat edilirse kortizon da diğer ilaçlar gibi bir tedavi aracıdır. Peki o zaman sorun nerden çıkıyor, bu kortizon korkusu nereden kaynaklanıyor?SORUN NEREDEN KAYNAKLANIYORKortizon özellikle alerjik ve immünolojik bazı problemlerin çözümünde hızlı ve olağanüstü yararlar sağlıyor. Bazı romatizmal hastalıklarda kortizon türevleri ile mucize sonuçlar alınabiliyor. Ayrıca hangi hastalıkta kullanılırsa kullanılsınlar bu ilaçlar kullanıcıda iyilik hissi yaratıyor. İşte bu sorun kortizon suistimalinin hareket noktasını oluşturuyor. Bazen kullanımında gereğinden yüksek dozlara çıkılabiliyor. İyi geldiği düşüncesiyle kullanım süresi uzatılabiliyor. İşte bu noktadan sonra kortizona bağlı "Cushing Sendromu" ortaya çıkıyor. Aşırı miktarda kortizonun etkisiyle hastalarda yüz yuvarlaklaşması, yanaklarda kızarma aydede yüzü, gövdenin alt kısmında mor çatlaklar, omuz ve boyun bölgesinde yağ birikmesi, halsizlik, yorgunluk, tüylenme, tansiyon yükselmesi, adet bozuklukları, cinsel güç azalması, kan şekerinin yükselmesi- şeker hastalığının başlaması- kemik erimesi gibi problemler ortaya YAPMAK GEREKİYORKortizona başlama kararı bir hekim ve hastanın verecekleri en önemli kararlar arasındadır. Kortizondan değil onu yanlış kullanmaktan korkmak gerekiyor. Bazı sağlık sorunları var ki kortizon kullanmadan onu kontrol altına almak veya yok etmek mümkün olmayabiliyor. Eğer kullanma kılavuzuna dikkat edilir, yaşam tarzında, beslenmede ve diğer alanlarda gerekli önlemler alınırsa kortizon kullanmaktan korkmamak gerekiyor. Doktorunuz size herhangi bir nedenle kortizon içeren bir ilaç verirse bu bilgiler aklınızda olsun. Unutmayın, sorun kortizonun kendisinden çok onu yanlış, bilinçsiz ve lüzumsuz kullanmaktan için bazı makul çözümlerMükemmelliyetçilik herkesin sahip olmak ve günlük yaşamında uygulamak istediği özelliklerden biridir. Ancak iş sağlığa gelince, mükemmelin peşinde koşmaktansa "yeterince iyi" olanı yani "makul"u yerine getirebilmek pek çok sorunu çözer. "Ya en iyisini, en doğrusunu, en güzelini yaparım ya da hiç yapmam!" demek birçok davranışın, alışkanlığın edinilmesine engel olur. Oysa işe küçük değişimlerle başlamak son derece etkili bir beslenmek, düzenli aktivite yapmak, verimli bir uyku planına sahip olmak, sağlıklı ve uzun bir yaşam için "olmazsa olmaz"lardır. "En iyi"yi ararken "iyi"leri beğenmedikçe kendi yaşam biçimine daha uygun koşullarda başarılı sonuçlar almaktan geri bazı "makul" çözümler Günde dokuz porsiyon meyve ve sebze tüketmek beslenme konusunda yapılacak en iyi davranıştır. Ancak günde beş porsiyon meyve ve sebze tüketmekle de yeterince lif, vitamin, mineral alabilir, kilonuzu sekiz bardak su içmek en iyi alışkanlıklardan biridir. Fakat yemeklerde ve aralarda susadıkça su içmek de yeterlidir. Yiyeceklerimiz sıvı gereksinimimizin yüzde 20’sini miktarlarını iyi ayarlamak çok önemlidir. Her an, her yerde, her yediğimizi hesaplayabilsek ne kadar iyi olurdu! Yalnızca yağları ve taneli gıdaları hesaplayabilsek bile beslenmemizi izlerken büyük fayda beş gün, günde 30 dakika egzersiz yapmak en iyi davranıştır. Hiç değilse haftada iki saat yani günde onyedi dakika fizik aktivite yapmak inme riskini yüzde 27 azaltan iyi bir kitle indeksi BKİ hesaplamalarında 19-25 arasında kalabilmek en iyisidir. Bununla birlikte mevcut vücut ağırlığının yüzde 5-7’sini kaybetmeyi planlamak da yeterli bir hedeftir. Her gece sekiz saat uyumak gerektiği yanlış bir inanıştır. Oysa yedi saat uyumanın da yeterli olduğu araştırmalarla saptanmıştır. Gecede beş saatten az uyuyanlarda kilo alma olasılığının çok arttığını bildiren araştırmalar mü doymuş yağlar mı daha tehlikeliBesinlerdeki kolesterolün kötü kolesterol LDL’yi yükseltici bir etkisi var. Ama bu etki doymuş yağ asitlerinden daha az. Bununla birlikte yüksek kolesterollü besinleri sık sık yememek gerekiyor. Çünkü ortalama olarak 1000 kalorilik bir mönüde kolesterol alımınız 100 miligram artınca total kolesterolünüz ortalama 5-10 miligram yükseliyor. Yani her gün bir yumurta yerseniz kolesterolünüzün yükselmesi kaçınılmaz hale geliyor. Bu nedenle yumurta sarısı ve sakatat gibi yiyeceklerden her zaman uzak durmak, bunları yerken temkinli davranmakta fayda var. Doymuş yağ asitlerinin kolesterolü artırıcı etkisi besinlerdeki kolesterolden daha fazladır. Özellikle trans yağlar bu konuda son derece tehlikeli bir işlev görüyor. Bu yağlar sadece kötü kolesterol LDL’yi artırmakla kalmıyor. İyi kolesterol HDL trans yağ yiyenlerde çok fazla düşebiliyor. Bizim toplumumuz açısından önemli nokta, yoğurt, ayran ve peyniri tam yağlı yemekten hoşlanmamızdır. Tam yağlı süt ürünleri doymuş yağ ihtiva ettiğinden, LDL kolesterolü çok fazla artırabiliyor. Bu nedenle 20’li yaşlardan itibaren tam yağlı süt ürünleri yerine yarım yağlı veya yağsız olanları tercih etmekte fayda neden önemlidirÜç ayını doldurmuş tüm bebeklerin vücutlarının yüzde 90’ı sudur. Yetişkinlikte bu oran yüzde 60’a iner. İshal nedeniyle vücuttan sıvı ile birlikte çok miktarda mineraller de kaybolur. Bu nedenle sıvı kaybının yaşamsal önemi vardır. Ülkemizde 0-1 yaş bebek ölümlerinin yüzde 25’i ishal içinÇocuklarınıza suyu kaynatmadan hazırlamadan önce ellerinizi ve sebzeleri bol su ile taze hazırlayın, açıkta ishal oldu ise1 litre kaynamış ısıtılmış su1 çay kaşığı yemeklik karbonat1 çay kaşığı tuz 8 tatlı kaşığı şeker 40 g ile evde hazırlayabileceğiniz sıvı ve elektrolit kaybını önleyecek içeceği, her dışkılamadan sonra, çocuğunuz 2 yaşından küçükse 1 çay bardağı 50-100 ml, çocuğunuz 2 yaşından büyükse 2 çay bardağı 200 ml verilmelidir, çocuğunuz kusuyor ise 10 dakika bekleyin, az miktarda 2-3 dakika aralıklarla sütü alıyorsa vermeye devam aralıklarla besleyin. Katı besinleri yiyebiliyorsa pirinç lapası, haşlanmış patates, yoğurt, elma, şeftali kaynamış su GÜNLÜĞÜSorularınız için Tel 0212 236 73 00Yaptığım bütün diyetlerde spor yapmamın şart olduğu söylendi. Ancak kilo vermeden spor yapmak istemiyorum. Kilo verdikten sonra daha uygun olmaz mı? Yediklerimden aldığım enerji zaten spor yapmama yapmadan diyet olmazSağlıklı bir yaşamın temellerini atmak için kilo vermek yerine yazın daha ince görünmek, daha küçük beden bir elbisenin içine girmek ve buna benzer birçok bahane için kilo vermeye çalışıyorsanız zamanla çabalarınızın boşa gittiğini anlayacaksınız. Bunun aksine fazla kilolarınıza bağlı oluşabilecek sağlık sorunlarını önlemek ise amacınız beslenme alışkanlıklarınızda yapacağınız köklü değişikliklere fiziksel aktivite alışkanlıklarınızı da dahil etmeyi ihmal etmeyin. Kilo verdikten sonra fiziksel aktiviteye başlama fikri yaygın bir inanıştır. Aldığınız kalori spor yapmanızı engelleyecek kadar düşükse zaten yağ dokusundan çok kas dokusu kaybı başlamıştır. Bu nedenle kalorisi sizin özelliklerinize göre ayarlanmış bir beslenme planında fiziksel aktivitenizin de bir danışman tarafından bir kez de olsa gözden geçirilmesine özen gösterin. Diyetimi düzenli yaparken her hafta diyetisyenime kontrole gidiyorum. Ama diyeti bozunca utanıyorum ve gidemiyorum. Her seferinde farklı diyetisyene gitmek zorunda kalıyorum, ne yapabilirim?Kilo kontrolü sabır gerektirirDiyetisyene gitme amacınız, sadece diyete uyarak nasıl zayıfladığınızı göstermek değil ki. Tam tersine, diyete uyamadığınız zamanlarda ve hatta uyamayacağınız zamanlarda ne yapabileceğinizi, olması gerekenleri tartışmak, öğrenmek ve uygulamak. Yani diyetinizi bozmaya başladığınızda diyetisyeninizden kaçmak yerine tam tersine mutlaka o hafta randevu alın ve gidin. Ve hatta bu dönemde haftada 1 ya da 15 günde bir değil haftada 2 kez görüşmeyi isteyin. Bu dönemde ne yapacağınızı öğrenirseniz bir sonraki krizde daha az görüşmüş bir sonrakinde de kendi kendinize sorunu çözmüş olacaksınız. Diyet yapmadığınız halde diyetisyene kontrole gitmek saçma gelebilir. Ama bu durumu görmek, bir sonraki hafta daha düzenli diyet yapmanızı sağlayacaktır. Canınız çok tatlı istediğinde, yemek yediğiniz halde doygunluk hissetmediğinizde, çok sık acıktığınızda ya da ara öğünleri hiç yemeyecek kadar iştahınız azaldıysa mutlaka diyetisyeninize bildirin. Şunu hiç unutmayın, kilo kontrolü sabır gerektiren bir iştir, bu nedenle "yaşam tarzı" olmak zorundadır. Diğer her konuda olduğu gibi bu dönemler de her zaman çok güzel geçmeyebilir, aksamalar olabilir. Yine de vazgeçmeden ve en başa dönmeden bu sorunları atlatabiliyorsanız yeni yaşam tarzınıza "hoş geldin" deyin. Kortizon tedavisi alan hastaların endişeleri oldukça fazladır. Hormonal dengenin düzenlenmesi için gereken bu tedavi vücutta belli başlı değişikliklere neden olur ve dikkat edilmesi gereken unsurlar vardır. Kortizol hormonu, vücudumuzda var olan, böbrek üstü bezlerinden salgılanan bir hormondur. Doğuştan beri var olan ve ölüme kadar devam eden bir süreçtir. Stres durumunda salgılanarak vücudu tehlikeye karşı koruma altına alır. Karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasını düzenler. Kortizol eksik salgılandığında kullanılan yöntem kortizon tedavisidir. Amaç üretilemeyen kortizol hormonunu vücuda sağlamaktır. Kortizon tedavisinin yapımı damar veya ağız yoluyla verilen doktorun tercih ettiği ilaç çeşidi ve dozu ile gerçekleştirilir. Kortizol üretimi vücut sıcaklığına, kan basıncına, kiloya göre değişir. Buna bağlı olarak da kortizon tedavisinin şekli kişiden kişiye göre farklılıklar gösterir. Kortizonun Yan Etkileri Nelerdir? Kortizon tedavisi alan hastalarda karşılaşılan en tipik sorun halsizlikle beraber kalsiyum yetersizlikleridir. Tedavi alan hastanın kalsiyum, potasyum, D vitamini içeren besinleri tüketmesinde fayda vardır. Kontrolsüz kortizon tedavisi diyabete neden olabilir çünkü kan şekerini yükseltici etkisi bulunmaktadır. Tansiyonu da artırarak cushing sendromu denilen hastalığa neden olabilir. Bu hastaların bağışıklığı düşer ve enfeksiyonlara tüberküloz yatkınlıkları artar. Mide asidini artırarak mide ülserlerine neden olabilir. Aynı zamanda bağışıklık düşeceği için yaraların iyileşme süresi de uzar. Hastaların yağ, tuz ve karbonhidrat alımını azaltmaları gerekir. Özellikle böbrek, kalp hastaları bu konuda dikkatli olmalıdır. Aşırı tuz alımına bağlı olarak böbrek işlevini yerine getiremez ve bu sebeple yüksek tansiyon sorunlarını beraberinde getirir. Kalsiyum yetersizliği beraberinde kemik erimesi Potasyum atımı beraberinde potasyum ihtiyacının artması Ciltte tüylenme, kıllanma Halsizlik, yorgunluk Kan şekerinde yükselme Fazla kortizol hormonu sentezi glikoz sentezini uyarır. Regl düzensizlikleri ve seksüel bozukluklar Çocuklarda büyüme geriliği Tiroid hastalıkları Kaslarda erime ve güçsüzlük Enfeksiyona yatkınlığın artması Geç yara iyileşmesi Mide hastalıkları Görme kusurları Kortizon tedavisi alan hastaların ilaçları dozları artırılarak verilmeye başlar ve bırakırken de doz yavaş yavaş azaltılarak bırakılır. İlaçların aniden bırakılması şoka neden olabilir. Çünkü bu ilaçlar bağımlılık yapar.

kortizonun yan etkilerini azaltan bitkiler