CqtMMkR. Jan van Eyck, Amedeo Modigliani, Johannes Vermeer, Salvador Dali başta olmak üzere önemli yabancı ressamların resimlerini ve bu resimlerin analizlerini derledik. Bilinmesi Gereken 20 Yabancı Ressam ve Tabloları isimli yazımıza da göz atmanızı öneriyoruz. 1. Maximilian Kurzweil 1867 – 1916 Erken ve beklenmedik ölümü nedeniyle kısa süren sanat yaşamında, izlenimciliğin etkisindeki manzara resimlerinin yanı sıra, her ne kadar farklı üslupta da çalışmış olsalar da secession akımının diğer sanatçıları Gustav Klimt ve Egon Schiele gibi kadını konu edinmiş, sanatının nesnesi yapmıştır. Kurzweil, Sarı Elbiseli Kadın isimli tablosunda karısı Martha’yı resmeder. Martha’yı ressamın karısı olarak düşündüğümüzde, aralarındaki ilişkiyi gözardı etmek pek kolay değilse de ifadesi ve duruşuyla sadeliğin, zerafetin, kadınsal bir erkin genel bir temsilini sunar bizlere. Zaten isminden de anlaşılacağı gibi, Martha’nın portresi değil, sarı elbiseli bir kadının resmidir bu. Sahip olduğu zarafet ve olgunluk resmin her köşesine yayılmıştır. Hafif yana eğilmiş boynu, ardından usulca dağılmış bir tutam saçı ve göz alıcı elbisesinin düşmüş kol askısı bir yandan kadına dair samimi incelikler sunar, bir yandan da simetrinin hakim olduğu kompozisyona hareket katan küçük ayrıntılar olarak göze çarpar. Bu ayrıntılar, aynı zamanda kadın davetkarlığının savruk izleridir de. İki yana açılan kollar, bu kolların devamı boyunca gözü aşağıya çeken kanepenin formu ve sarı elbisenin bir çiçeğin taç yaprağı gibi açılmış eteği, kompozisyonun bütünündeki denge ve simetriyi sağlayan biçimsel unsurlardır. Bu denge, rengin kullanımında da gözetilmiştir. Sarı renk, sahip olduğu parlaklık değeri ile figürü ön plana çıkarırken, onun bu baskın etkisini dengeleyecek alanlara da ihtiyaç duyar ki, bunu kanepenin yeşili sağlar. Max Kurzweil, Woman In Yellow, 1899 2. Jan van Eyck 1390 – 1441 Arnolfini ve karısının portresi, değişen dünyanın yeni erkinin güç gösterisi olarak okunabilir, ama kelimenin tam anlamıyla olayın arka planında değişen dünyanın yeni sanatçısının kendi gücünü kimliğiyle ortaya koyma çabası da yer alır. Sanatçı kendisini sanatının objesi yapmıştır aslında. Arnolfini’nin Düğünü olarak da bilinen portrede, evlenmekte olan, yeni yeni palazlanan burjuvazi sınıfından Arnolfini ve müstakbel eşi vardır. Giysileri ile de dönemin tipik tarzını yansıtırlar. Başında saflıkla özdeşleştirilen beyaz örtüsü bulunan yeni gelinin karnı dikkati çeker. Kadın hamile olabilir mi? Yoksa şişmanlığı saygının bir belirtisi olarak gören dönemin anlayışının bir ürünü müdür? İlk bakışta gözü cezbedecek bir aykırılık, bakışı şaşırtacak bir tuhaflık görülmez. Resmin hikayesini ayrıntılarda aramak gerekir. Resmin sol kısmı kasvetlidir, karanlıktır. Van Eyck’ın resminde soldaki pencereden gelen ışık her ne kadar adamın tarafında olsa da, adam pencereye, yani ışığa arkasını dönmüştür, koyu renk pelerini ve kocaman şapkasıyla ışığı engeller ve fakat ışık kadının yüzüne yansır. Kompozisyonda yerde duran terlikler evliliğin kutsallığını imlerken, köpek evlilikte olması gereken sadakate gönderme yapar. Bakana göre sol tarafta duran portakallar ise bereketin temsilcisi sayılır. Resmin belge niteliği, arkada duvarda yer alan Johannes de Eyck fuit hic 1434 Jan van Eyck buradaydı yazısıyla pekiştirilir. Ressam, bizzat törene şahitlik etmiştir. Peki yazının tek anlamı bu olabilir mi? Çünkü duvardaki dışbükey aynada Arnolfini, karısı, nikahı kıyan görevli ve elbette ressamın kendisi de vardır. İki farklı biçimde Van Eyck olay sırasında orada olduğunu kanıtlama çabasındadır. Evet, sanatçı kilise ve saray erkinden kurtulmaya başlamıştır, hamisi kendisine daha yakında duran tüccarlardır belki, ama yine de bağımsız değildir, olamamıştır. Van Eyck, belki de her ayrıntısına kadar sahnenin nasıl olması gerektiğini tasarlayarak siparişi veren müşkülpesent Arnolfini’nin inadına kendini resmeder. Jan van Eyck, El Matrimonio Arnolfini, 1434 3. Amedeo Clemente Modigliani 1884 -1920 1895 yılında geçirdiği veremin ardından tifoya yakalanması ve uzun süren tedavi süreci, lise eğitimini yarıda bırakıp resme yönlendirir onu. Üstelik ders aldığı hocası, yeteneğinin çok daha fazlasını yapmaya yettiğine karar verince, Venedik’te Güzel Sanatlar Akademisi’nde alır soluğu. Ardından Paris’e yerleşir ve son hızla Paris’in bohem hayatına dahil olur. Ressam olmaya geldiği bu kentte onu alkol bağımlılığı beklemektedir. Ama bedeni kaldırmaz böyle yaşamı, yeniden arınmak için ailesinin yanına, arındıktan sonra yeniden başlamak için Paris’e döner. Jeanne Hébuterne, 19 yaşında bir akademi öğrencisiyken kesişir yolu Modigliani ile. Bir tanıdıkları aracılığıyla ressama modellik yapmaya başlar. Birlikte çalışmaları bittiğinde beraberlikleri çoktan başlamıştır. Jeanne, bir daha ayrılmaz Modigliani’nin yanından, koyu Katolik ailesinin Yahudi bir sanatçıyla ilişkisine karşı çıkmasına rağmen. O, seçimini yapmıştır, evlenirler. Jeanne Hébuterne’in durumu vazgeçiştir. Resimden vazgeçer, sonra da yaşamdan. Modigliani’nin ölümünden iki gün sonra ikinci çocuğuna hamileyken pencereden atlayarak intihar eder. Ardında tablolardaki izi kalır. Ünlü bir ressamın esin kaynağı olmuştur. Bu uzun ince güzel kadın, Modigliani’nın tablolarında renkler içinde çıkar karşımıza. Amedeo Modigliani, Jeanne Hébuterne With Yellow Sweater, 1919 4. Gerrit van Honthorst 1592 – 1656 İşinde zengin, ünden fakir, Hollandalı bir ressam Gherardo della Notte, gecenin karanlığını en başarılı resmeden sanatçılardan. Yapay ışığın gölgesinde ne varsa olup biten, en iyi tasvirleriyle onun resimlerinde yer alır. Dişçi resminde, tepe ışığı kullanmış. Dişçi garip bir sakinlikle ve yüzünde manasız bir tebessümle elinde kerpeteniyle çalışıyor. Hastanın belki korku belki acıdan gözbebekleri misket kadar, gözleri yuvalarından fırlayacak gibi. Etraftaki insanlar ise diş çekildiğini duyunca elindeki işi gücü bırakıp, hatta bazıları işini gücünü elinde unutup dişçinin yanına gelmişler. Arada daha karanlıkta kalan çocuğun varlığı dikkat çekici, yapay ışıkta en çok onun varlığı tamamlayıcı sanki. Gerrit van Honthorst, The Tooth Puller, 1628 5. Johannes Vermeer 1632 – 1675 “Swann’ın, yaşayan insanlarla müzelerdeki portreler arasında benzerlikler bulma merakı hala sürüyordu, ama daha sabit ve genel bir eğilime dönüşmüştü…” Swann’ların Tarafı, Marcel Proust Marcel Proust, 1908’de geçmişin resmini yapar gibi yazmaya koyulduğu Kayıp Zamanın İzinde adlı büyük yapıtında birçok defa Johannes Vermeer’i roman karakterlerine konu eder. Birincisi, belki de en vurucu olanı, Bergotte adlı yaşlı bir yazar karakterin Flemenk Resimleri sergisinde Vermeer’in Delft Manzarası adlı tablosu ile karşılaştığı, bu tablodaki sarı duvarın küçük aralık yüzeyi ayrıntısını incelerken hastalanıp öldüğü bölümdür. Vermeer’in neredeyse kaligrafik olarak adlandırılabilecek fırça tekniği, ayrıntılardaki tonal çeşitlilik ve konturlardaki yumuşak geçişlilik onun camera obscura günümüz fotoğraf makinelerinin atasıdır. En basit şekliyle bir duvarında küçük bir delik bulunan karartılmış bir odadır kullandığıyla ilgili efsaneleri bize anımsatır. Vermeer’in sadece Sütçü Kadın adlı eserinde değil, aynı zamanda Coğrafya Bilgini ve Astronomi Bilgini adlı resimlerinde de ışığın içeriye tek bir pencereden süzüldüğü karanlık bir oda resmedilmektedir. Vermeer odanın içindeki kesin ve belirgin temsilin akıl ve anlama yetimiz tarafından incelenmesiyle olanaklı olacağını bize göstermektedir. Camera obscura, bize içeride yalıtılmış olan bizlerin dışarıdaki dünyanın anlaşılmasında bir engel olmayacağını aksine dışarısı hakkında bilgi edinmenin ön koşulunun öznenin içeride olması ve dünyanın dışarıda kalması olduğunu söyler. Marcel Proust ve Vermeer’in çekildikleri karanlık oda, geçmişi ve dışarıda olan yitik anı barındıran nesneleri tarayarak geçen ışığın içeri süzüldüğü tek kişilik, tek bakışlık bir odadır. Burada yazar, ressam ters görüntüleri düzeltir, bizlere ve etrafımızdaki nesnelere yeni mesafeler kazandırır. Vermeer’in kurgu odasında, süt döken kadının akan sütüyle, önündeki işten de öte hayali ile dondurulduğu, ısrarla elden kaçan ışığın ve anın hapsedildiği bir yüzeyin tek kişilik, tek bakışlık temsili asılıdır. Johannes Vermeer, The Milkmaid, 1660 6. Egon Schiele 1890 – 1918 Schiele’nin Oturan Kadın olarak resimlediği 1917 tarihli çalışmasında, bir dizinin üzerine çenesini dayamış genç bir kadın figürü izleyicinin karşısında durmakta. Kızıl tonlarındaki saçları, üzerindeki canlı yeşil renkteki bol üstlüğü ile bir kontrast oluştururken, öte yandan cüretkar ve yoğun bakışlarının varlığını da buna eklerseniz, figürün izleyici üzerinde nasıl doğrudan bir etki yarattığı üzerine düşünebilirsiniz. Egon Schiele’nin muhalif duruşu her daim başını kanunlarla belaya sokmuştur. Resimlerindeki erotizmden dolayı çokça sıkıntılar çeken Schiele, 28 yıllık yaşamı İspanyol giribinden sonlanana dek, yaklaşık 300 resim ve 3000’den fazla kağıt üzerine çalışma üretmişti. Schiele’nin fazlasıyla cesur ve cüretkar duruşlu karısı Edith Harms, kocasının çektiği hastalığın aynısından mustarip olarak, üç ay kadar sonra sevgilisine kavuşur. Egon Schiele, Seated Woman With Bent Knee, 1917 7. Salvador Dali 1904 – 1989 Dali, bugün bile temsil ettikleriyle marjinalin figürüdür. Her ne kadar ailesi sonradan itiraz edip onu çok kızdırsa da kişisel tarihini yeniden yazacak kadar kendi dünyasına dönük, kendi gerçekliğini yaratan, resimleriyle birlikte kendini de forme eden alışılmadık figürlerdendir. O doğmadan önce ölen ağabeyi Salvador’un adını almanın rahatsızlığını yaşar. Erken yaşta kaybettiği annesinin yerine kız kardeşi Ana Maria’yı koyar. Ana Maria, onun sadece kız kardeşi ve anne figürü değil, aynı zamanda resimlerinin modelidir. 1923 tarihli Kızkardeşimin Portresi adlı çalışmasında Ana Maria’yı bir iskambil kâğıdındaki figürlere gönderme yaparak resmetmiştir. Salvador Dali, Portrait of My Sister, 1923 8. André Derain 1880 – 1954 “Fovizm her şey değildir; yalnızca her şeyin başlangıcıdır” diyen Henri Matisse ve arkadaşı André Derain’in fovizm serüveni 1905 yazında, Fransa’nın Akdeniz’e dokunan kıyı kasabası olan Collioure’de başlamıştı. Baharda Collioure’ye gelen Matisse’ye, yazın ortalarına doğru Derain de katılmış; iki ressam, yaz boyunca birlikte çalışarak 90’a yakın resme imza atmıştı. İlerleyen dönemde, özellikle Alman dışavurumculuğu üzerinden, modern sanatın gidişatında kalıcı bir etki yaratacak olan bu çalışmalar fovizm adı altında ele alınacaktı. Kendilerini fovist fauvist olarak adlandıran Matisse ve Derain’in kendileri değildi. Dönemin eleştirmenlerinden Louis Vauxcelles, resim sanatının teamüllerini görmezden gelen, olabildiğince koyu, canlı ve göz alıcı renk kullanımını eleştirmek üzere Matisse, Derain ve arkadaşlarını les Fauves vahşi yırtıcılar olarak çağırmış ve bu ad sanatçıların üzerine yapışıp kalmıştı. Tuvalin yüzeyine yayılan canlı ve koyu renkler dış dünyanın salt birer izlenimi olmakla yetinmiyor, ressamın duygularını da haykırıyorlardı. Derain, renkleri dinamit çubuklarına benzetmişti. İşte fovist bir portre olan Dansçı adlı resim, ışık ve gölge arasındaki sınırları yıkan kalın fırça darbeleriyle, renkleri birer dinamit gibi kullanan André Derain’in çalışmalarından biridir. Fovist bir resmin en temel öğesi olan güçlü ve canlı renk kullanımı kadraja, dansçının bacaklarına ve saçlarına denk gelen mavi ve turuncu renkleriyle yansıtılmıştır. Nitekim aynı renkler ve kullanıldığı alanlar, resmin içinde de en çarpıcı öğeler olarak öne çıkmaktadır. Öyle ki figürün durgun haline ve ifadesiz yüzüne karşılık, resimdeki duygusal yoğunluk, özellikle mavi ve turuncunun koyu tonlarında kullanımıyla verilmiştir. André Derain, The Dancer, 1906 9. Max Beckmann 1884 – 1950 Her zamanki karamsar dünya görüşü ve egosantrik görünümüyle Max Beckmann’ın ta kendisi karşımızda. Cüretkar, güçlü ve şık… İzleyicisine direkt bakan bir bakışa sahip. 1927 yılında Max Beckmann bu otoportreyi resimlediğinde gücünün doruğundaydı. Birinci Dünya Savaşı sonrasında daha ifadesel bir üslup edinen sanatçı, önemli bir ressam olarak yüksek basamaklara böyle uzanacaktı. Entelektüel bir ressam ve felsefe konusunda eğitimli bir isim olarak figüratif resmin gücüne inandı. Sıklıkla koyu renkleri ve deforme edilmiş biçimleri kullanarak, bu karamsar ifade ve ifadeselliği yakalamıştı. Bu resimde, sanatçıların da sosyal elitin bir parçası olmaları gerektiklerine olan inancını yansıtmakta. Max Beckmann, Self-Portrait, 1927 10. El Greco 1541 – 1614 Sanat yaşamına Bizans usulü dini resimlerle başlayan El Greco, gençlik yıllarında maniyerizmle özdeşleşen eserler üretmiştir. Maniyerizm yaklaşık 1520-1580 tarihleri arasında ortaya çıkmış olan bir sanat üslubudur. Rönesans’ın getirmiş olduğu yetkinliğe bir karşı çıkıştır. 1585-1590 yıllarında tamamlanan Maria Magdalena’nın Kefareti tablosunda, ressam maniyerizm akımının düzensiz ışık, uzun figürler, yapay görünüm ve derinlik eksikliği gibi özelliklerini açıkça yansıtmıştır. Bugün ekspresyonizm ve kübizmin öncellerinden sayılan El Greco, 1595’ten itibaren tarzını değiştirmiş ve figürü gerçekçi çizmeyi reddetmiştir. Zaman içerisinde güzellik onun için farklı bir anlam ifade eder olmuştur. Modellerinin karakter özelliklerini kuvvetlendirip abartarak, onlara olağanüstü güçler ve ifadeler kazandırmıştır. Çoğu zaman kadınların güzelliğini, kuvvet ve gizemle, hatta abartarak ürkütücü bir duruşla bütünleştirmiştir. Bu tutumunu “Hangi bakış açısından olursa olsun, iyi orantılanmış, güzel bir kadın görmekten mutlu olamayacağım, söylemek istediğim, amaç sadece onun güzelliğini bozmak değil, ne kadar abartılı, görselliğin kurallarına göre ölçüde yükseltilmiş, ama daha fazla güzelliğiyle var olmadan ve aslında, canavarsı hale gelmesi” ifadesinde de belirtmektedir. Maria Magdalena’nın, ölüme bakan gözleri, üzgün bir şekilde yana düşen başı, pürüzsüz cildi ve gençliği ile oluşturduğu figür, El Greco’nun yıllar sonrasında çizmeyi bıraktığı bir kadın figürü olmuştur. Tabloda umudu simgeleyen sarmaşık, İsa heykeliyle anlatılan savaşçının kuvveti ve kafatasıyla sembolize edilen ölümdür. El Greco da zaman içerisinde bu sembolleri, portresini çizdiği modelin bakışlarına taşımıştır. El Greco, Magdalena Penitente, 1585-1590 Kaynak Sanat Objesi Olarak Sanatçı, Yapı Kredi Yayınları, Proje Küratör Nilgün Yüksel Ressam isimleri nelerdir?Sanat Tarihine Damga Vuran 30 Büyük RessamPABLO PICASSO, İSPANYA, 1881-1973 … LEONARDO DA VINCI, İTALYA, 1452-1519 … 3. REMBRANDT VAN RIJN, HOLLANDA, 1606-1669 … 4. VINCENT VAN GOGH, HOLLANDA, 1853-1890 … DIEGO VELÁZQUEZ, İSPANYA, 1599-1660 … PAUL CÉZANNE, FRANSA, 1839-1906 … 7. WASSILY KANDINSKY, RUSYA 1866-1944Ünlü ressamlar ve eserleri nelerdir?Haydi kendinizi test edin!Leonardo Da Vinci, Mona Vermeer, İnci Küpeli Van Gogh, Yıldızlı Picasso, Klimt, Munch, Da Vinci, Son Akşam Botticelli, Venüs'ün ressamlarımız kimlerdir?Bilmeniz Gereken 16 Türk Ressam ve TablolarıHoca Ali Rıza 1858 – 1930 – Göl Kenarı … Şeker Ahmet Paşa 1841 – 1907 – Narlar ve Ayvalar. … 3. Osman Hamdi Bey 1842 – 1910 – Kaplumbağa Terbiyecisi 1906 … İbrahim Çallı 1882 – 1960 – Üsküdar. … Bedri Rahmi Eyüboğlu 1911 – 1973 – en ünlü ressamı kimdir?Dünyaca ünlü ressam denilince akıllara ilk gelen isim şüphesiz Leonardo Da Vinci olur. 15. yüzyılda yaşayan ve sanat ile bilim dallarından oldukça büyük eserlere imza atan Da Vinci ayrıca bilim insanı kimliği ile de öne Çallı eserleri nelerdir?İbrahim Çallı'nın EserleriDefli Koklayan Balo ressam kimdir ismi?Mihri Müşfik HanımDoğum26 Şubat 1886 İstanbul, Osmanlı İmparatorluğuÖlüm1954 New York, Amerika Birleşik DevletleriUyrukTürkEvlilikleriMüşfik Selami Bey, Salvatore Virzi 16 Temmuz 1932-1954?En ünlü Türk ressam kimdir?1. Osman Hamdi Bey – Kaplumbağa Terbiyecisi. Dünyaca ünlü Türk ressamlar listemizin ilk sırasında Osman Hamdi Bey var. En ünlü Türk tabloları düşünüldüğünde şüphesiz herkesin ilk aklına gelen eser Kaplumbağa Terbiyecisi olacaktır. Ünlü ressamların hayatları, bu ressamların önemli resimleri, tabloları ve eserleri hakkında bilgi verdiğimiz tüm yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz. Listedeki ressamlar doğdukları yıla göre sıralandılar. 1. Leonardo da Vinci 1452 – 1519 Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği gibi önemli tabloları ile bilinen Leonardo da Vinci, Michelangelo ve Raffaello ile birlikte Rönesans resim sanatının kurucularından biridir. 2. Pieter Bruegel 1525 – 1569 Flemenk Atasözleri, Karda Avcılar, Köy Düğünü, İkarus’un Düşüşü gibi başyapıtlarıyla tanınan Pieter Bruegel, pek çok konuda şaheserler yaratmasına rağmen, hem tema ve hem de üslup olarak sanatının zirve noktası 16. yüzyılın günlük hayatını mükemmel tasvir ettiği janr resimleridir günlük yaşam.Ressamın, özellikle Flaman köylüsünün yaşamını olanca gerçekçiliği ile ortaya koyduğu resimler onun Köylü Bruegel olarak adlandırılmasını sağlayacak ölçüde öne çıkar. 3. Michelangelo Merisi da Caravaggio 1571 – 1610 Tesbihlerin Meryemi ve Yedi Büyük Günah, Bacchus, Goliath’ın Kafasıyla David gibi önemli resimleriyle Caravaggio, Rembrandt ve Velazquez gibi Barok resmin önemli sanatçılarını etkilediği gibi, Napolili yerel ressamlar üzerinde 18. yüzyıla kadar sürecek büyük bir iz bırakır. 4. Peter Paul Rubens 1577 – 1640 Leuccipus’un Kızlarının Kaçırılışı, Karısı Isabella Brant ile Otoportresi isimli tabloları ile bilinen, Flaman resminin en büyük Barok ressamı Peter Paul Rubens, bol figürlü mitolojik konuları işlediği eserleri, kullandığı renkler ve dinamik çizgileriyle günümüz dünyasına sinemadan resme birçok alanda ilham vermiş bir ressamdır. 5. Rembrandt Harmenszoon van Rijn 1606 – 1669 Işığın ressamı olarak tanınan Rembrandt, kuşkusuz Hollanda’nın, hatta 17. yüzyıl Avrupa’sının en önemli ressamlarındandır. Yaşamı boyunca düzenli olarak ürettiği otoportreleriyle, kendine özgü sanatsal teknikleri ve ışığı ustaca kullanması ile tanınmıştır. Dr. Nicolaes Tulp’un Anatomi Dersi, Gece Devriyesi, Samson’un Kör Edilmesi tanınan önemli eserleridir. 6. Johannes Vermeer 1632 – 1675 İnci Küpeli Kız, Sütçü Kız, Aşk Mektubu gibi tablolarıyla tanınan Hollandalı ünlü Barok ressam Johannes Vermeer, günlük yaşamı konu alan, ev içi görünümlerini betimleyen eserleriyle bilinir. 7. Francisco Goya 1746 – 1828 3 Mayıs 1808, Giyinik Maya, Çıplak Maya gibi başyapıtlarıyla romantizmin önde gelen isimlerinden, modern resmin öncülerinden, İspanyol ressam ve gravür sanatçısı Francisco Goya’nın sanatının şekillenmesinde hem yaşadığı dönem hem de bulunduğu coğrafya son derece önemlidir. 8. Édouard Manet 1832 – 1883 Kırda Öğle Yemeği, Tuileries’te Müzik, Olympia, İmparator Maximilian’ın Kurşuna Dizilişi gibi başyapıtların sahibi olan Édouard Manet, canlı ışık, titreşen renkler ve izlenimcilerin çok önem verdiği, birbirini bütünleyen renkler ile gerçekçilik akımından izlenimciliğe geçişte önemli bir rol oynasa da tam olarak izlenimci gruba dahil olmamıştır. 9. Edgar Degas 1834 – 1917 New Orleans Pamuk Ofisinden Portreler, Şapkacıda ve çok sayıda balerin resmiyle tanınan Fransız Empresyonizmi’nin öncü isimlerinden Degas, sanat yaşamına klasik sanatla başlasa da, daha sonra 19. yüzyıl modern yaşamından sahnelere, çağdaş bir ortam içindeki insan figürüne yoğunlaşmıştır. 10. Paul Cézanne 1839 – 1906 Post-Empresyonizm akımı içinde güçlü bir bireysel üslup geliştiren Cézanne’nın etkisi, Dışavurumcular, Kübistler, Fovistler ve hatta Fütüristler üzerinde görülür. Büyük Yıkananlar, Kırmızı Koltuklu Madame Cézanne, Kağıt Oynayanlar ile bilinen Cézanne için Picasso şunları söyler “O benim tek ustamdı! Onun resimleri üzerinde yıllarca çalıştım ben, o bizim babamız gibiydi.” 11. Claude Monet 1840 – 1926 Gün Doğumu, Saint-Lazare Garı, Gelincikler, Nilüferler ve Argenteuil peyzajları ile tanınan Monet, İzlenimciliğe Empresyonizm uluslararası saygınlık kazandıran, bu akımın yaygınlaşmasını ve kuramsal açıdan temellendirilmesinin baş temsilcisi olmuştur. Yaşamı boyunca bu akıma bağlı kalmıştır. 12. Pierre-Auguste Renoir 1841 – 1919 Tekne Gezisinde Öğle Yemeği, İki Kızkardeş Terasta, Loca, Banyo Yapan Kadınlar gibi eserlerin yaratıcısı, Fransız Empresyonizmi’nin en fazla tanınan sanatçılarından Renoir, önceleri güncel yaşam sahnelerine, daha sonra ise portre ve figürlü kompozisyonlara odaklanır. 13. Mary Cassatt 1844 – 1926 Locada, Banyo, Bir Bardak Çay resimleriyle tanınan Mary Cassatt genellikle kadınların sosyal ve özel yaşamlarını betimlemiş, özellikle anneler ile çocuklar arasındaki yakın bağı resmetmiştir. Japon ve İran sanatından aldığı süsleme öğeleriyle bütünleştirdiği izlenimci bir üsluba sahiptir. 14. Paul Gauguin 1848 – 1903 Van Gogh Ayçiçekleri Çalışırken, Sarı İsa, Nereden Geliyoruz? Neyiz? Nereye Gidiyoruz?, Benimle Ne zaman Evleneceksin? gibi başyapıtlarıyla ve çalkantılı yaşamıyla Fransız Post-Empresyonist akımının önemli temsilcisi Paul Gauguin için, önceleri hobi olan resim sanatı zamanla tutkuya dönüşmüştür. 15. Vincent Van Gogh 1853 – 1890 Yıldızlı Gece, Patates Yiyenler, Ayçiçekleri, Yatak Odası, Kulağı Sarılı ve Pipolu Otoportre gibi birçok başyapıta imza atan Post-Empresyonizm akımı içinde yer alan Van Gogh, olgun üslubu koyu renkler ve impasto boyanın kalın uygulanması ve fırçanın izinin tuvalde kalması doku oluşturan fırça darbeleri ile dikkat çeker. Üslup yenilikleri ve sanatta gerçekliğin yeniden üretilmesi değil, kişisel bir ifade aracı olarak yaklaşımı, daha sonra Fovizm ve Dışavurumculuk üzerinde etkili olacaktır. 16. Edvard Munch 1863 – 1944 Çığlık, Hasta Çocuk, Hasta Odasında Ölüm gibi eserleriyle bilinen Dışavurumculuk Ekspresyonizm akımının en önemli temsilcilerinden Norveçli Edvard Munch, eserlerinde ruhsal ve duygusal konuları betimlemiştir. 17. Gustav Klimt 1862 – 1918 Öpücük, Adele Bloch-Bauer’in Portresi, Ölüm ve Yaşam, Beethoven Frizi, Danae gibi başyapıtlarıyla tanınan Gustav Klimt, Avusturya simgeciliğinin kurucularından ve Viyana Art Nouveau akımının önderlerindendir. Yapıtları romantik bir erotizme sahiptir. 18. Henri de Toulouse-Lautrec 1864 – 1901 Moulin Rouge’de Dans, Fernando Sirki’nde At Terbiyesi, Moulins Caddesi’ndeki Salon, Yatakta gibi eserleriyle bilinen Post-Empresyonizm ressamlarından Henri de Toulouse-Lautrec, izlenimciliğin canlı renkleri yanında, figürün ön planda olduğu gelenekselin dışına çıkan konu anlayışı ile eserlerine 19. yüzyıl Paris’inin bohem hayatını mükemmel bir şekilde yansıtmıştır. 19. Diego Rivera 1866 – 1957 Çiçek Satıcısı, Alameda Parkında Düşlerle Baş Başa, Köylü Lideri Zapata gibi tabloları, Frida Kahlo ile yaşadığı fırtınalı ilişkisiyle bilinen, Meksika’nın en ünlü ressamlarından Rivera’nın eserleri, kaba hatlı figürleri, genişletilmiş nesneleri, yalın, anıtsal, cesur karakterleriyle dikkat çeker. Resimleri yanında görkemli duvar resimleri ve freskleri de önemlidir. 20. Wassily Kandinsky 1866 – 1944 Kompozisyon VIII, Kompozisyon X, Kompozisyon VI, Çeşitli Daireler gibi başyapıtlarıyla Kandinsky, bir sanat kuramcısı olarak modern sanatın öncülerden biridir. Kandinsky, rengi nesneden özgürleştirerek 20. yüzyıla damgasını soyut resmin yaratıcısı olarak vurmuştur. 21. Henri Matisse 1869 – 1954 Kırmızı Oda, Dans, Yaşama Sevinci, Yeşil Çizgi gibi eserleriyle bilinen, Fransız Modernizminin eksenini oluşturan isimlerden Henri Matisse, Fovizmin öncü temsilcisi olarak bilinir. Empresyonistlerden, Noktacılardan ve Post-Empresyonist Cézanne ve Gauguin’den etkilenir. Doygun renk paleti, dinamik çizgi, biçimlendirilmemiş form tercihi ile Soyut Ekspresyonistlerin habercisi gibidir. 22. Pablo Picasso 1881 – 1973 Avignonlu Kadınlar, Guernica, Yaşlı Gitarist, Ayna Karşısındaki Kız, Ağlayan Kadın gibi eserleriyle İspanyol sanatçı Picasso, 20. yüzyıl modern sanatın en önemli kişilerinden biridir. O çağlar ötesinden gelen İspanyol resim kültürünü ve dinamizmini, İspanyol kanıyla yoğurarak sanatını olgunlaştırmıştır. 23. Amedeo Modigliani 1884 – 1920 Sarı Kazaklı Jeanne Hébuterne, Uzanmış Yatan Çıplak, Jacques ve Berthe Lipchitz, Çello Çalan Adam gibi bilinen eserleriyle, ressam, desen ustası, heykeltraş Modigliani’nin eşsiz zarif üslubuyla oluşturduğu yapıtlarının tamamı çıplak kadın, portre ve bazı heykellerden oluşur. Çok az peyzaj ve natürmort yaptığı bilinir. En belirgin esin kaynakları arkaik Yunan, Mısır, Afrika’nın primitif sanatları ve Ortaçağ Avrupa sanatı bulunuyordu. Modigliani, sevgililerinin arkadaşlarının, arkadaşlarının eşlerinin ve en çok da ölümünden sonra karnındaki dokuz aylık bebeğiyle kendisini pencereden atıp ölen eşi Jeanne Hébuterne’nin portrelerini yapar. 24. Marc Chagall 1887 – 1985 Doğumgünü, Vitebsk Üzerinde, Kemancı, Gezinti, Gelin, Beyaz Çarmıha Geriliş gibi başyapıtlarıyla tanınan Chagall, Kübizm’in çok yüzeyli form anlayışını, bir yandan Rus ve Yahudi halk sanatından temalar ve motiflerle, bir yandan da Fransız Fovizm’i ve Orfizm’i kaynaklı nesnelerinden bağımsız yoğun renklerle bir araya getirdi. 25. Egon Schiele 1890 – 1918 Ölüm ve Bakire, Bacaklarını Çekerek Oturan Kadın, Siyah Çoraplı Kadın, Kucaklaşma gibi bilinen eserleriyle Avusturyalı Ekspresyonist ressam Egon Schiele, son derece erotik kadın ve erkek resimleri yaparak insan bedenine odaklandı. Müstehcen bulunan resimlerinin yanı sıra, son derece başarılı otoportreler ve portreleri de bulunur. 26. Joan Miró 1893 – 1983 Soytarılar Karnavalı, Güneşin Önündeki Figür ve Kuşlar, Joan Miró’ya Güzelleme, Sürülmüş Tarla gibi resimleriyle tanınan Katalan ressam ve heykeltıraş Joan Miró’nun eserlerinde, deforme edilmiş notalar ve yarım aylar, balıklar, basitçe çizilmiş yıldızlar, insanlar, gözler, daire ve üçgenin hakim olduğu geometrik şekillere sıklıkla rastlarız. 27. Tamara de Lempicka 1898 – 1980 Polonyalı ressam Tamara de Lempicka, Art Deco akımını benimsemiştir. Art Deco’nun Kübizm’in popülerleştirilmiş hali olduğunu düşünen Lempicka, çizdiği kadın imajlarında seksi, kendine güvenen, güzel kadınların yanında, kızına ait resimlerde masumiyet ve şefkat gibi duygulara yer verir. 28. René Magritte 1898 – 1967 Aşıklar, İmgelerin İhaneti, Kayıp Jokey, Sahte Ayna, İnsanın Oğlu gibi resimleriyle tanınan Belçikalı ressam René Magritte, bir süre Kübizm ve Fütürizm’den etkilense de, gerçeküstü resmin en önemli temsilcileri arasında yer alır. Sanatçı bütün yapıtlarında yaşamın gizemi ve dünyanın anlamsızlığı üstüne metafizik bir sorgulamaya girişir. Küçük yaşlarda oyun alanı olarak kullandığı mezarlıklar, annesinin intiharıyla yaşadığı duygusal çöküntü onun yaşama bir giz perdesinden bakmasına neden olur. 29. Salvador Dali 1904 – 1989 Ünlü Gerçeküstücü Sürrealizm İspanyol ressam Dali, gerçeküstücülerle arasındaki farkı, “Ben sürrealizmin ta kendisiyim” diyerek açıklar. Resimlerinde hiçbir ayrıntıyı kaçırmayan, rüya ve bilinçdışı öğeleri birleştiren, hiper-gerçekçi üslubuyla birlikte optik yanılsamalar yaratan Salvador Dali’nin en çok betimlediği kişi, esin perisi ve karısı Gala’dır. Belleğin Azmi, Yanan Zürafa, Haşlanmış Fasulyeli Yumuşak Yapı, Metamorphosis of Narcissus en bilinen resimlerindendir. 30. Frida Kahlo 1907 – 1954 Frida Kahlo, 20. Yüzyılın en önemli kadın ressamlarındandır. Onun gerçekliği algılama ve ifade etme biçimi, yaratıcı, yenilikçi, radikal, tabu yıkıcı, yeni perspektifler geliştirici ve provokatif şekildedir. Maymunlu Otoportre, Frida ve Diego Rivera, Henry Ford Hastahanesi, Kesik Saçlı Otoportre, Tehuana Olarak Otoportre Düşüncelerimde Diego en bilinen eserleridir. 31. Jackson Pollock 1912 – 1956 Soyut Dışavurumculuk akımının öncüsü Pollock’un eserlerinde rahat ve özgür bir çizgi görülürken, tuvalini yere serip üzerine boya damlatarak çalışırdı. Bu tarz, Action Painting Hareketli resim, eylem resmi, büyük soyutlama olarak adlandırılır. Önemli resimleri arasında Dişi Kurt, Duvar, Numara 1, Totem Dersi II sayılabilir. 32. Andy Warhol 1928 – 1987 Campbell’in Çorba Konserveleri, Elvis I & Elvis II, Turkuaz Marilyn gibi yapıtlarıyla bilinen Andy Warhol, Pop Art denilen popüler sanatın ana temsilcisi olarak kabul edilir. Warhol’un yapıtları Amerikan kitle kültürünü, onun markalı ürünleriyle, ünlülerini yücelttiği gibi eleştirdi de. 33. Fernando Botero 1932 – Kolombiya’nın en önemli ressam ve heykeltıraşlarından Botero, kendi kültürüne ait yoğun yansımalar taşıyan yapıtlarıyla, yüzyılımızın güzellik kavramını sorgularken özgün üslubu ve özyaşam öyküsel göndermeleriyle de dikkat çeker. Da Vinci’nin Mona Lisa’sı, Manet’nin Kırda Öğle Yemeği, Edgar Degas’nın Balerinler’i, Jan Van Eyck’ın Arnolfini’nin Düğünü, Velazquez’in Nedimeler’i bilinen eserleridir. Dünya sanat tarihi duvara, tuvale ya da bambaşka bir materyale çizdikleri unutulmaz eserlerle hatırlanan sayısız ressamla dolu. Bunlardan bazılarının kıymeti yaşarken, bazılarınınki ise öldükten yüzlerce yıl sonra bilindi. Gelin dünyaca ünlü ressamlardan bazılarına yakından bakalım ve en ünlü eserlerini görelim. Şüphesiz sanat denilince pek çok kişinin aklına ilk olarak resim gelecektir. Haklısınız çünkü iyi bir resim bazen ciltlerce romanın anlattığı hikayeyi yalnızca birkaç basit çizgi üzerinden anlatabilir ve bir kişinin önünde saatlerde düşünmesine neden olabilir. Dünya sanat tarihinde verdikleri eserlerle gönlümüzü kazanan ve adlarını tarihe altın harflerle yazdıran sayısız ressam var. TimeOut internet sitesinde Will Gleason tarafından hazırlanan içerikte tüm zamanların en iyi ressamlarından söz ediliyor. Biliyoruz, bu tür listeler genelde herkesi memnun edemez çünkü herkesin favorisi ressamı farklıdır. Ancak bu eserlere bakarken benim sevdiğim nerede diye düşünmek yerine ilham almaya ve çok daha fazlasını öğrenmeye odaklanın. İşte dünyaca ünlü ressamlardan bazıları ve en ünlü eserleri. Tüm zamanların en iyi ressamları ve en ünlü tabloları Bir ressamdan çok daha fazlası Leonardo da Vinci 1452 - 1519 yılları arasında yaşamış olan İtalyan Leonardo da Vinci için ressam demek az kalır. Rönesans döneminin önemli ismi aynı zamanda bir filozof, astronom, mimar, mühendis, mucit, matematikçi, anatomist, müzisyen, heykeltraş, botanist, jeolog, kartograf ve yazardır. Bazı eserleri bugün bile gizemini korumaktadır. En ünlü resimleri Mona Lisa Son Akşam Yemeği Vitruvius Adamı Davut heykeli ile biliyoruz Michelangelo 1475 - 1564 yılları arasında yaşamış olan İtalyan Michelangelo, Rönesans döneminin en önemli ressam, heykeltraş, mimar ve şairlerindendir. Resimleri her ne kadar kendine hayran bıraksa da en ünlü eserlerinden bir tanesi Davut keykelidir. Kendisi Sistina Şapeli’nin tavan resimlerini de yapmış ve 4 yıllık bir çalışma sonucunda benzersiz bir eser ortaya çıkarmıştır. En ünlü resimleri Adem'in Yaratılışı Pietà Kıyamet Günü Işığın ve gölgelerin ressamı Rembrandt 1606 - 1669 yılları arasında yaşamış olan Rembrandt, tam adıyla Rembrandt Harmenszoon van Rijn; Hollanda sanatının en önemli ressamlarından bir tanesidir. Işığın ve gölgelerin ressamı olarak anılan Rembrandt, Hollanda Altın Çağında yaşamış ve ülkenin bilimde, ticarette ve sanatta kendini geliştirdiği bu dönemde kendi otoportresi de dahil pek çok önemli esere imza atmıştır. En ünlü resimleri Danae Jacob de Gheyn III Dr. Nicolaes Tulp'un Anatomi Dersi Belşazzar'ın Ziyafeti Gece Devriyesi Borç içinde öldü Johannes Vermeer 1632 - 1675 yılları arasında yaşamış olan Hollandalı Johannes Vermeer, barok resim sanatının en önemli eserlerine imza atmıştır. Genel olarak eserlerinde ev içi günlük hayatı betimler. Öldüğü zaman eşi ve çocuklarına büyük bir borç bırakmıştır. Bunun nedeni hayatı boyunca çok az tablo üretmesidir. Yine de sayıca az olan bu resimler, bir türün en değerli örnekleri olarak kabul edilirler. En ünlü resimleri İnci Küpeli Kız Christ in the House of Martha and Mary Açık Pencere Önünde Mektup Okuyan Kız Young Woman with a Water Pitcher Sonradan kendini eğlenceye verdi Jean-Antoine Watteau 1684 - 1721 yılları arasında yaşamış olan Fransız ressam Jean-Antoine Watteau, sanatının ilk yıllarında sokaktaki sıradan insanın günlük hayatını betimliyordu. Sonraki yıllarda ürettiği eserler, kır eğlenceleri ve şenlikleri üzerinedir. Sonraki eserlerinde farklı temaları işlemesinin nedeni o dönem tiyatrodan ve Venedikli ressamlardan etkilenmesi olarak yorumlanır. En kalabalık tablolarında bile bireysel insan duygularını başarılı bir şekilde aktarmayı başarmıştır. En ünlü resimleri Le Pèlerinage à l'île de Cythère L'Enseigne de Gersaint La Boudeuse La Surprise Egzotik bir tutku ile eskinin ruhu Eugene Delacroix 1798 - 1863 yılları arasında yaşamış olan Fransız Eugene Delacroix, Fransa’nın en önemli romantik ressamlarından biri olarak kabul edilir. Dönemin empresyonist ve sembolistlerini de etkilediği bilinen Eugene Delacroix, eserlerinde güçlü fırça darbelerine, renklerin optik etkilerine ve egzotik bir tutkuya yer vermiştir. Eserlerinde eski dönemin ruhu olsa da bunu yeni ve benzersiz bir tarz ile yansıtmıştır. En ünlü resimleri Halka Yol Gösteren Özgürlük Liège Başpiskoposunun Katli Tasso Deliler Hastanesinde Tom O'Shanter'i Cadılar Kovalarken İzlenimciliğin en önemli ismi Claude Monet 1840 - 1926 yılları arasında yaşamış olan Claude Monet, Fransız empresyonist bir ressam olarak bilinir. Resim sanatında devrim bir hareket olan izlenimciliğin en önemli isimlerinden bir tanesidir. Kullandığı fırça darbeleri ile resimlerinde özel bir renk ve ışık yaratarak istediği izlenimi aktarmayı başarmıştır. Son yıllarda muzdarip olduğu katarakt rahatsızlığı nedeniyle resimlerinde kırmızı tonları ağır basmıştır. En ünlü resimleri İzlenim Gün Doğumu Gezinti Argenteuil Köprüsü Weeping Willow Nokta sanatını geliştirdi Georges Seurat 1859 - 1891 yılları arasında yaşamış olan Fransız ressam Georges Seurat, akademik resim geleneğine bağlı bir isim olarak bilinir. Kendisi ard izlenimci ve noktacı yani pointillist bir ressam olarak tanımlanır. Georges Seurat tarafından geliştirilen noktacılık sanatında zıt renklerdeki noktalar yan yana koyulur. Seurat, bir mozaik gibi işlenen resimdeki noktaların beynimizde birleşeceğine bir bütünlük oluşturacağına inanıyordu. En ünlü resimleri Grande Jatte Adası'nda Bir Pazar Öğleden Sonrası Asnières'de Yıkananlar The English Channel at Grandcamp A Corner of the Harbor of Honfleur Binlerce esere imza attı Vincent van Gogh 1853 -1890 yılları arasında yaşamış olan Hollandalı ressam Vincent van Gogh, ard izlenimci bir ressam olarak tanımlanır. Sanat tarihinin en ünlü isimlerinden biridir. Yaklaşık 10 yıllık bir sürede 860’ı yağlı boya olmak üzere 2100’den fazla eser üretmiştir. Modern sanatın temellerini oluşturan renkler kullanan Vincent van Gogh manzara, natürmort, portre ve otoportrelere imza atmıştır. Eserlerinin büyük bölümünü ölmeden önceki son iki yılda yapmıştır. En ünlü resimleri Yıldızlı Gece Ayçiçekleri Arles'daki Yatak Odası Dr. Gachet'nin Portresi Keder Ruhsal ve duygusal konuların ressamı Edvard Munch 1863 - 1944 yılları arasında yaşamış olan Norveçli ressam Edvard Munch, ekspresyonist bir ressam olarak tanımlanır. Ruhsal ve duygusal konuları işlediği eserleri ile tanınan Edvard Munch, aynı zamanda Alman dışavurumculuk akımının gelişiminde büyük rol sahibidir. En ünlü eseri olan Çığlık’ta hayat, aşk, korku, ölüm ve melankoli konularını başarılı bir şekilde işlemiştir. Bu resminin pek çok farklı versiyonu vardır. En ünlü resimleri Çığlık Madonna Ayrılık Vampir Dünya sanat tarihinde unutulmaz izler bırakmış en ünlü ressamlardan bazılarını ve en ünlü eserlerini listeleyerek bu isimler hakkında bilmeniz gereken detaylardan bahsettik. Elbette bu liste çok daha uzun olabilirdi. Listemizde olmasını istediğiniz isimleri yorumlarda paylaşabilirsiniz. Предлагаю вниманию всех, кто любит современное изобразительное искусство небольшую подборку работ очень интересного художника из Израиля Исаака МАЙМОНА род. в 1951 г.. Уверен, что его картины не оставят вас равнодушными. 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. 13. 14.…

ünlü ressamlar ve eserleri kolay