Yükseköğretim kurumlarındaki içerikleri aynı, ancak isimleri farklı olan lisans programlarındaki isim kargaşası nedeniyle mezunların karşılaştıkları sorunları ortadan kaldırmak amacıyla alanında yetkin öğretim elemanlarının katılımıyla oluşturulan komisyonlar marifeti ve yükseköğretim kurumlan ile yükseköğretim paydaşlarının önerileri doğrultusunda Romantizm 19. yylın ilk sanat akımıdır. Esin kaynağı kişinin kendisidir. Duygular, düşler resmin oluşmasında etkilidir. Resimde tarihsel konuların, folklorik öğelerin yer aldığı görülür. Klasik ağıbaşlılığın yerini tutkular ve hareket alır. Desen önemini kaybeder, renk ön plana çıkar. Blog Yazısı Nasıl Yazılır? İyi bir yazı yazabilmek için öncelikle dil bilgisi kurallarına hakim olmanız gerekir. İlkokulda verilen kompozisyon ödevlerini hatırlarsınız. Dersler ile bağlantılı konularda giriş gelişme ve sonuç adımlarına uyarak kısa bir yazı yazmamız istenirdi. Kindîile başlayan İslâm felsefe geleneğinin zirvesinde bulunan İbn Sînâ felsefî sisteminde özellikle Fârâbî'ye çok şey borçludur. (el-felsefetü'l-ûlâ), Tanrı ile ilgili Özgür irade işin içinde olsa da, olmasa da, bir suçlu suçludur, bir suçsuz da suçsuzdur. Eğer ki kararlarımız özgür değilse bile, bugüne kadar suç işlemeyen ve işleyen milyonlarca insan vardır. Dolayısıyla özgür iradenin olmadığı anlaşılacak olsa bile, elbette normal yaşantımıza devam edeceğiz. izm, yabancı kökenli sistem, felsefe, politik ideoloji, sanat akımı ve belirli topluluk isimlerinin sonuna gelen bir son ektir.. Etimoloji-izm son ekinin etimolojik kökeni ile ilgili iki iddia bulunur. 4ikX1o. Sıcak Fırsatlarda Tıklananlar Editörün Seçtiği Fırsatlar Daha Fazla Bu Konudaki Kullanıcılar Daha Az 2 Misafir 1 Mobil - 1 Masaüstü, 1 Mobil 5 sn 10Cevap 0Favori Daha Fazlaİstatistik Konu İstatistikleri Son Yorum 13 yıl Cevaplayan Üyeler 5 Konu Sahibinin Yazdıkları 5 Ortalama Mesaj Aralığı 1 saat 1 dakika Son 1 Saatteki Mesajlar 1 Haberdar Edildiklerim Alıntılar 4 Konuya En Çok Yazanlar F1SECO 5 mesaj Espâda 2 mesaj hakan_d20 1 mesaj W Nex Sacramentum 1 mesaj olağan_şüpheli 1 mesaj Konuya Özel Arkadaşlar pazartesi sınav var bana yardımcı olabilirmisiniz . Felsefe nedir , ne içindir böyle bir kompozisyon yazabilecek olana sonsuz teşekkür ederim Sanırım kimse yazmıyacak ama olsun son kez uplıyayım internet'de bir sürü yazı vardır öznel bir konu yazıyorsun buraya herkes öznel cevaplar vericek google baba yazmıyayım bir sey dedim ama tutamadım kendimi... sen yardım istemiyorsun..ödevini yapman için insan arıyorsun ki kimse uğrasmaz buna.. oldu olacak sonav yerini ve saatini söyle senin yerine sınava girelim.. google diye bir sey var.. Felsefe öznel bir etkinliktir. Felsefenin tanımı; kişiden kişiye değişir. Yani bana göre Felsefe; ''hayatı anlamaya çalışmakta kullandığımız araç'' ise bir başkası için de bu anlamı farklıdır. Örneğin Felsefe Kant'a göre ''Bilginin nasıl mümkün olabileceğini öğretmektir.'' Sokrates'e göre felsefe ise ''Neleri bilmediğini bilmektir.'' Bu yüzden Felsefe'nin tanımı genel değil, özneldir. Bireylerin Felsefe'ye yüklediği anlam farklıdır. ''Felsefe ne içindir?'' sorusuna kendimce şöyle cevap verebilirim. Felsefe hayatımızda normalde farkına varamadığımız olayların farkına varmamızı sağlar. İnsanlar doğar ve yetişkin bir birey olana kadar ister istemez bilgeliğe olan açlığından dolayı bir çok şeye cevap ararlar. Neyin ne olduğunu sorgularlar. Bu arayış aslında hepimizi bir ''filozof'' yapmaz mı ? Yetişkin bir birey olduktan sonra bizim önümüze sunulan ve yaşam şartları altında ''zorunlu'' olarak yapmamız gereken eğitimi tamamladıktan sonra iş hayatına atılırız. İşte bizi o dönemin filozoflarından ayıran en önemli şey de budur. Filozofların çoğu zengin bir aileden gelmedir ve yemek, kalacak yer, para gibi düşünecekleri, debelenecekleri sorun olmaz. Ve bu ortam filozof olmak için idealdir. Düşünmek için bolca vakti vardır demektir. Ama bizim öyle bir şansımız yoktur. Felsefe'nin eleştirici temele dayanması, aklı rehber edinmesi, akıl ve mantık ilkelerine dayanması, sorgulayıcı olması, ele aldığı konuyu, soruları varlığın tümünü anlamaya çalışması, tüm bunlar Felsefe'yi oluşturan özelliklerdir. quoteOrijinalden alıntı Espâda Felsefe öznel bir etkinliktir. Felsefenin tanımı; kişiden kişiye değişir. Yani bana göre Felsefe; ''hayatı anlamaya çalışmakta kullandığımız araç'' ise bir başkası için de bu anlamı farklıdır. Örneğin Felsefe Kant'a göre ''Bilginin nasıl mümkün olabileceğini öğretmektir.'' Sokrates'e göre felsefe ise ''Neleri bilmediğini bilmektir.'' Bu yüzden Felsefe'nin tanımı genel değil, özneldir. Bireylerin Felsefe'ye yüklediği anlam farklıdır. ''Felsefe ne içindir?'' sorusuna kendimce şöyle cevap verebilirim. Felsefe hayatımızda normalde farkına varamadığımız olayların farkına varmamızı sağlar. İnsanlar doğar ve yetişkin bir birey olana kadar ister istemez bilgeliğe olan açlığından dolayı bir çok şeye cevap ararlar. Neyin ne olduğunu sorgularlar. Bu arayış aslında hepimizi bir ''filozof'' yapmaz mı ? Yetişkin bir birey olduktan sonra bizim önümüze sunulan ve yaşam şartları altında ''zorunlu'' olarak yapmamız gereken eğitimi tamamladıktan sonra iş hayatına atılırız. İşte bizi o dönemin filozoflarından ayıran en önemli şey de budur. Filozofların çoğu zengin bir aileden gelmedir ve yemek, kalacak yer, para gibi düşünecekleri, debelenecekleri sorun olmaz. Ve bu ortam filozof olmak için idealdir. Düşünmek için bolca vakti vardır demektir. Ama bizim öyle bir şansımız yoktur. Felsefe'nin eleştirici temele dayanması, aklı rehber edinmesi, akıl ve mantık ilkelerine dayanması, sorgulayıcı olması, ele aldığı konuyu, soruları varlığın tümünü anlamaya çalışması, tüm bunlar Felsefe'yi oluşturan özelliklerdir. bunu sen mi yazdın ? teşekkürler sen yazdıysanda internetten bulduysan da Ben yazdım. Bugün soru bankasını bitiricektim. Tek Felsefe'den 200 soru vardı. Çok sevmeme rağmen, üşengeçliğimden dolayı çözmüyordum. Çözdüm bugün o 200 soruyu. Sonra DH'ye gireyim dedim ve Felsefe ile ilgili konuyu görünce yazamadan edemedim. quoteOrijinalden alıntı Espâda Ben yazdım. Bugün soru bankasını bitiricektim. Tek Felsefe'den 200 soru vardı. Çok sevmeme rağmen, üşengeçliğimden dolayı çözmüyordum. Çözdüm bugün o 200 soruyu. Sonra DH'ye gireyim dedim ve Felsefe ile ilgili konuyu görünce yazamadan edemedim. Tekrar,tekrar teşekkür ederim o zaman Sayfaya Git Sayfa Edebiyat önemi ile ilgili kompozisyon örnekleri sunduğumuz bu sayfada edebiyatın insan hayatındaki yeri ve önemi üzerinde durduk. Edebiyat konulu kompozisyon yazılarını başlıkları ile ve giriş gelişme sonuç bölümleri ile sunduk. Sizler de edebiyatın önemi hakkında bilgilendirici metin, deneme yazısı örneği hazırlayıp bize gönderebilir ve bu sayfada yayınlanmasını sağlayabilirsiniz. Edebiyatın Önemi EDEBİYAT Kısa Kompozisyon Edebiyat, duygu veya düşüncelerin dil yoluyla insanlara en güzel şekilde aktarılmasıdır. Edebiyat kavramı “edep” kelimesinden türemiştir. Bu nedenle, edebe aykırı metin veya konuşmaların edebiyat kapsamına alınması mümkün değildir. İnsan olmanın gereği olarak hayatımız boyunca farklı duyguları, farklı olayları yaşarız. Kimi zaman ise bu duygu ve olayları başkalarıyla paylaşma ihtiyacı hissederiz. Anlattıklarımızın insanlar tarafından anlaşılmasını sağlamak için iyi bir anlatım tarzı sergilememiz şarttır. İşte, edebiyat, insanlarla paylaşmak istediklerimizi en etkili ve güzel şekilde anlatmamızı sağlar. Bunu kimi zaman bir şiirle, kimi zaman bir düzyazıyla gerçekleştiririz. Hangisi kullanırsak kullanalım dili, sözcükleri en güzel şekilde kullanmamız gerekir. ”İnsanlar, kahve içmek için değil, dostları ile sohbet etmek için bir araya gelir.” ifadesi ile “Gönül ne kahve ister ne kahvehane / Gönül bir dost ister, kahve bahane” ifadesinin bizde uyandırdığı duygu aynı değildir. İşte, ikinci anlatımın çok daha etkileyici olmasının nedeni edebi bir şekilde yazılmış olmasıdır. Edebiyat, bir toplumun her yönden gelişmesini sağlar. Edebiyatın gelişmediği, önemsenmediği bir toplumda diğer bilim dallarının da geliştiğini veya gelişeceğini savunmak mümkün değildir. Bu nedenle edebiyata önem vermeli onu yaygınlaştırmalıyız. -SON- EDEBİYAT Uzun Kompozisyon Duygu, düşünce, olay veya durumların dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak estetik bir biçimde ifade edilmesine edebiyat diyoruz. Edebiyatın en büyük amacı insanlara bilgiyi en güzel biçimde aktarmak, onları düşündürmek, duygularının ortaya çıkmasını ve olaylara farklı açılardan yaklaşmasını sağlamaktır. Edebiyat; içerik ve üslup kavramlarının birleşimidir. Sıradan bir konuyu yine sıradan bir anlatımla aktarmak edebiyat değildir. Öncelikle ele alacağınız konu edebiyatın alanına girmelidir. En az bunun kadar önemli olan diğer husus ise ele aldığınız konuyu en güzel haliyle anlatmaktır. Üslup, bir eseri eser yapan en önemli unsurdur. Örneğin Leyla ile Mecnun hikayesini bugüne dek binlerce kişi kaleme almıştır; ancak bunlardan en beğenilip tutulanı Fuzuli'nin ''Leyla ile Mecnun''u olmuştur; zira Fuzuli gerçek anlamıyla edebiyat yapmış, bu hikayeyi bize mükemmel bir üslupla, yani anlatım tarzıyla sunmuştur. Edebiyat, insanların farklı duygu ve düşüncelerini ortaya çıkarmayı amaçlar. Toplumun aksayan yönlerini en güzel yöntemlerle ortaya koyar. Edebiyatın sanatsal yönü olan şiir sayesinde her duyguyu en etkili şekilde yaşama imkanına sahip oluruz. Bir şiirle en derin duyguları yaşar; mutlu olur, hüzünlenir, coşar veya özlemin doruklarına ulaşırız. Yine edebiyat sayesinde empati yapar, kendimizi okuduğumuz hikayenin, romanın, masalın kahramanlarının yerine koyar farklı alemlerde dolaşırız. Bilimin, felsefenin, teknolojinin gelişmesinde edebiyatın rolü büyük olmuştur. Edebiyatın olmadığı bir yerde bu kavramların gelişmesi de pek mümkün değildir. Bilim de olsa, felsefe de olsa bunların en güzel biçimde anlatılması gerekir ki insanlar anlayabilsin, bunlardan faydalanabilsin. İşte, edebiyatın bir işlevi de bunu sağlamaktır. Bu nedenler toplumlarda bilime, teknolojiye önem verildiği kadar edebiyata da önem verilmeli, bunların birbirinin tamamlayıcısı olduğu bilinmelidir. Edebiyat, bir anlamda bütün bilimlerin anasıdır. Edebiyat olmadan herhangi bir konuyla ilgili duygu ve düşüncelerinizi dile getirmeniz, onları insanlara kabul ettirmeniz mümkün değildir. Edebiyat, duygu ve düşüncelerin insanlara aktarılmasında en etkili yoldur. -SON- Edebiyatın önemi ile ilgili kompozisyon örneklerini beğendiğinizi umarız. Sizler de edebiyatın önemini anlatan yazılar yazıp yorum bölümünde anında paylaşabilirsiniz. eğitim öğretim ile ilgili belgeler > konu anlatımlı dersler > Türkçe dersi ile ilgili konu anlatımlar KOMPOZİSYON NASIL YAZILIR, KOMPOZİSYON YAZARKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ TÜRKÇE DERSİ İLE İLGİLİ KONU ANLATIMLAR bölümünde; konuya genel bir başlangıç yapılır, giriş bölümünü okuyan biri gelişmede nelerden bahsedebileceğimizi anlayabilmelidir. Bu bölümde örnek verilmez, ayrıntılara girilmez, “ancak, şunun için, bundan dolayı “ gibi açıklama gerektirecek ifadeler kullanılmamalıdır. Bu bölüm tek paragraftan oluşur. Giriş bölümü tek cümleden oluşmamalı. bölümünde; konu açıklanmaya başlanır, örnekler verilebilir, atasözü, özdeyiş veya gözlemlerden yararlanılabilir, bu bölümde birden fazla yardımcı fikir bulunabilir. Böyle bir durumda yardımcı fikirler farklı paragraflara bölünecektir. Paragraflar arası geçiş bir bağlantı cümlesi ile sağlanmalıdır. bölümünde; konu bir yargıya bağlanmalıdır, konumuzun özü ortaya çıkmalıdır. Hiçbir şekilde bu bölümde açıklamalara girilmez. Örnek verilmez. Bu bölüm tek paragraftan oluşur; ancak tek cümleden oluşmamalı. uzun cümleler kullanılmamalı. bozukluklarına dikkat edilmeli. kelimeler sıkça tekrar edilmemeli. 7. “Bu söz çok doğrudur, benim bu sözden anladığım şudur, bu sözde anlatılmak istenen… gibi ifadeler kesinlikle kullanılmamalı. 8. “ bir öğrenci var dersine çalışıyor, bir öğrenci var çalışmıyor… gibi örnekler verilmemeli. söyleyişler kullanılmamalı.. 10. İmlâ kuralları-Noktalama işaretlerine dikkat edilmeli. yazmayı unutmamalıyız ve başlığımız da uzun olmamalı. düzenine uyulmalı. önem verilmeli. açıkladığımız görüşlerimiz birbirine ters düşmemeli. ifadeler kullanılmalı. bilgi yazılmalı. dışı yazılmamalı. ,verilen konu açıklanmaya çalışılmalı.. yazmak birikim işidir. Okuma, dinleme ve gözleme önem verilmeli. Deneyimli insanlardan yararlanılmalı. “TÜRKÇE DERSİ İLE İLGİLİ KONU ANLATIMLAR” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN >>>TIKLAYIN>>TIKLAYIN>>TIKLAYINYorumu ÇOK GÜZEL BİR SİTE KURANDAN ALLAH RAZI OLSUN İSTANBULDAN SEVGİLER SAYENİZDE 100 ALDIM ->Yazan yağmur 14. **Yorum** ->Yorumu Gerçekten çok teşekkürler işime yaradı iyi ve yararlı bir sayfa olmuş ->Yazan.. 13. **Yorum** ->Yorumu Çok şey öğrendim teşekkür ederim ->Yazan Melisa.. 12. **Yorum** ->Yorumu Çok güzel olmuş elinize sağlık ->Yazan Berat 11. **Yorum** ->Yorumu çok hoş olmuş ellerinize sağlık ->Yazan onur 10. **Yorum** ->Yorumu YAPANIN ELİNE SAĞLIK GERÇEKTEN ÖVGÜYÜ HAKEDER BİR YAZI... ->Yazan SERDAR 9. **Yorum** ->Yorumu şahane bir site burayı sevdimm ->Yazan Buse. Er 8. **Yorum** ->Yorumu SIZIN SAYENIZDE YÜKSEK BIR NOT ALDIM SIZE TESSEKÜR EDIYORUM... ->Yazan sıla 7. **Yorum** ->Yorumu valla bu site çok süper .Bu siteyi kuran herkimse Allah razi olsun tüm ödevlerimi bu siteden mugladan sevgiler.... ->Yazan kara48500.. 6. **Yorum** ->Yorumu çok güzel bir site. kurucularına çok teşekkür ederim başarılarınızın devamını dilerim. ->Yazan Tuncay. 5. **Yorum** ->Yorumu ilk defa böyle bi site buldum gerçekten çok beğendim yapanların eline sağlık. ->Yazan efe . 4. **Yorum** ->Yorumu ya valla çok güzel bisi yapmışınız. Çok yararlı şeyler bunlar çok sagolun ->Yazan rabia.. 3. **Yorum** ->Yorumu Çok ii bilgiler var teşekkür ederim. Çok süper... Ya bu siteyi kurandan Allah razı olsun ..... süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr. Çok iyiydi. isime yaradı. Her kimse bu sayfayı kurduğu için teşekkür ederim ->Yazan pınar.. 2. **Yorum** ->Yorumu Hocam gerçekten teşekkürler,işime çok yaradı... ->Yazan Umut Solak 1. **Yorum** ->Yorumu teşekkür ederim çok güzel olmuş ->Yazan ırmak. >>>YORUM YAZ<<< Adınız Yorumunuz E MailZorunlu Değil Dünya Felsefe Günü ile ilgili Kompozisyon ÖrneğiFelsefenin yararı veya gerekliliği onun toplumsal-kültürel işlevi ve felsefenin tarihsel gelişimi ile ilgili olarak birkaç şey söylemek gerekir Mongolfier kardeşler icat etmiş oldukları balonla ilk uçuşlarını yapmak istedikleri sırada gösteriyi izlemek için meydanda toplanan seyirciler arasından biri yanında bulunan tonton tavırlı, yaşlı, saygıdeğer bir baya dönerek biraz saf bir tavırla şu soruyu sorar “İyi de bu ne işe yarıyor bayım?” Sözü edilen yaşlı bay – ki o sıralarda Fransa’yı ziyaret etmekte olan ünlü Amerikalı bilgin ve siyaset adamı Benjamin Franklin’dir – aynı ölçüde hoşgölürü bir şekilde gülümseyerek şu cevabı verir “Yeni doğmuş bir bebek ne işe yarar bayım?”Kanımızca bu cevap, felsefenin ve aslında daha genel olarak diğer temel kültürel etkinliklerin son tahlilde ne işe yaradıkları sorusuna verilebilecek en güzel ve en anlamlı cevaptır Konuya bir işe yaramak açısından baktığımızda en çok işe yaradığı düşünülen bazı etkinliklerimizin bir işe yaramadığını da görebiliriz Örneğin bilim bile çoğu kez bir işe yaramaz. Felsefe; insanı insan yapan ve bir hiç olmaktan kurtaran araştırma ruhunun, anlamlandırma, yorumlama ve değerlendirme etkinliğinin, önemli sorular sorma ve onlara ciddi olarak cevaplar arama özelliğinin, erdemli olma ve mutlu yaşama talebinin, kısacası bilgeliğe ulaşma özleminin en hakiki Giriş Kitabından/ Prof Dr Ahmet Arslan Başa dön tuşu 23 Nisan İle İlgili Kompozisyon Her 23 Nisan bu ülkede bir sevinç bir mutluluk günü olarak kutlanmaktadır. Bu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’e borçlu olduğumuz bir durumdur. Bu dünyada bu ülkede çocuk olarak yaşarken pozitif bir enerji ile insanın dolu dolu olduğu bu gün belkide dünyanın en güzel günüdür. 23 Nisanın bayram olarak kutlanılmasının ardında belki Meclis’in açılışı var gibi gözükebilir. Ancak genç Cumhuriyetin bu önemli günü bir çocuk bayramı olarak kutlamak. Sanırım ki Atatürk gibi bir dahinin bir büyük insanın alabileceği bir karar olabilirdi. Burada hem ülkenin genelinde resmiyetten arındırılmış bir bayram coşkusu yaratmak hem de geleceğin şimdiki çocuklarda olduğu ince mesajını verebilmek sanırız ki bu dünyada sadece Mustafa Kemal Atatürk gibi bir liderin başarabileceği bir olay olarak insanlık tarihine geçmiştir. Her Türk vatandaşının ne olursa olsun Mustafa Kemal Atatürk ile her zaman gurur duyması gerekmektedir. 23 Nisan’ın Ulusal Egemenlik bayramı olarak da kutlanılması ulusal bağımsızlığımızı o damarlarımızda yatan özgür ruhu tüm dünya ile paylaşmamızı aynı zamanda da Türk misafirperverliğini tüm dünyaya tekrar tekrar kanıtlamamız tanıtmamız açısından da bu bayram büyük önem taşımaktadır. her 23 Nisan’da tüm dünyadan gelen çocuklara sunmuş olduğumuz misafirperverliğimiz sonucu son hızla küreselleşen dünyaya da kendi kültürümüzü iyice tanıtıyoruz. Bizlerin görevi bu meşaleyi gelecek nesillere aktarabilecek şekilde kendimizi yetiştirmek ve Mustafa Kemal’in devrimlerinin yolundan yürüyüp toplumu her türlü kara düşünce ve hareketlerden bu vesile uzak tutabilecek eğitimi de almak olacaktır. Unutmayalım ki Atatürk’ün yolu aklın ve bilimin yoludur. Akıl ve bilimin ışığından yürümek Atatürk’ün yolundan yürümek demektir. Tüm dünyanın çocuklarına ırk, dil, din ayrımı gözetmeksizin kucak açan bu yüce bayram küçük büyük herkese kutlu olsun 23 Nisan ile İlgili Kompozisyon Örneği Neden her 23 Nisan bir öncekinden daha sevinçli ve daha coşkulu geçer? Her seferinde neden artar bu coşku? 23 Nisan 1920’de TBMM açılmıştır. TBMM’nin açılmasıyla milletin inancı artmış, ülke için daha fazla mücadele etmiştir. Bu mücadele sadece Türk halkına değil tüm milletlere toprağını korumak için yol göstermiştir. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk bu şerefli günü tüm dünya çocuklarına armağan etmiştir. Atatürk, çocukların bizim geleceğimiz olduğunu düşünmüştür. Bu sebeple bu bayrama Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı adını vermiştir. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ülkenin her yerinde sevinçle ve heyecanla kutlanır. Bu özel günde meydanlar, sokaklar, okullar hatta evler süslenir. Çocuklar şiirler okuyup, gösteriler yapar. Tekrar ve tekrar günün anlam ve önemi hatırlatılır. Farklı ülkelerden çocukların da katıldığı farklı etkinlikler, yarışmalar düzenlenir. 23 Nisan doyasıya kutlanır. Bütün çocukların kalplerinde heyecan ve yüzlerinde kocaman bir gülümseme olur. Bugün aynı zamanda barışın, kardeşliğin, huzurun günüdür. Bütün çocuklar barışı sembolize eder. Atatürk bu yüzden 23 Nisanı bütün dünya çocuklarına armağan etmiştir. Bugün çocukların günü, bugün barışın günüdür. Şimdi size sorunuzun cevabını verebilirim. 23 Nisanlar kutlanmaya devam ettikçe ülkemizde ve dünyada huzur ve barış sürecektir. İşte tam bu yüzden her 23 Nisan her seferinde daha coşkulu kutlanmaktadır. 23 Nisan ile İlgili Kompozisyon Her çocuğun hayalleri vardır. Ben de 23 Nisanlarda hayal kurarım hep. Tüm dünya çocuklarının el ele olduğu resimler görürüm. Hiçbir ayrım olmadan her çocuğun eşit haklara sahip, mutlu olduğu bir dünyanın düşlerine dalarım. Bir çocuğun gözünden bu gezegen öyle güzeldir ki! Savaşların olmadığı insanların birbiriyle iyi geçindiği, herkesin mutlu olduğu bir dünyanın hayalini yalnızca çocuklar kurabilir. Bu taze zihinler pırıl pırıldır, rengarenk ve sonsuzdur. Atatürk, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile ilgili “Türk milletinin geleceği bugünkü çocukların doğru görüşü ve yorulmak bilmeyen çalışma azmi ile büyük ve parlak olacaktır.” demiştir. Bu ülkenin istikbalinin biz çocuklara emanet olduğunun bilincinde olarak çok çalışmalıyız. Çok çalışmalıyız ki kurduğumuz düşler yalnızca imkansız hayaller olarak kalmasın, gerçeğe dönüşsün. Büyük başarılara imza atmalıyız ki, bizden sonraki nesillere örnek olabilelim, daha da iyisini yapmaya yöneltelim. Çocuk yaşımızdan itibaren kendimizi sanat ve bilim dallarında geliştirmeye başlamalıyız ki, büyüdüğümüzde bilgili ve yetenekli insanlar olalım ve ülkemizin gelişimine yardımcı olalım. Atamızın bizlere olan güveninin karşılığını en güzel şekilde verelim. 23 Nisan Hakkında Kompozisyon Tarihimizde önemli bir yer kaplayan kurtuluş savaşının en zor zamanlarında açılan TBMM, yurdumuzda büyük bir sevinç ile karşılandı. Ulu Önder Atatürk, bu önemli ve mutlu günü bugünün küçükleri yarının büyükleri olan biz çocuklara armağan etmiştir. Bu tarihten itibaren her sene 23 Nisan günü öncelikle biz çocuklar tarafından olmak üzere, tüm yurtta sevinç ve coşku ile kutlanıyor. Yıllardan bu yana tüm çocukların kutladığı bu bayram yalnızca Türklerin değil bütün dünya çocuklarının coşku ve sevinç ile kutladığı bir gün olmuştur. Her yıl 23 Nisan günü, bütün milletlerden çocukların katılımıyla sevgi bahçesini anımsatan bir görüntü ortaya çıkmaktadır. Bu anlamlı günde bütün çocukların kalplerinin aynı gün, ve aynı sevinç ile heyecan içinde atması, biz Türk Milleti için büyük bir gurur ve kıvanç kaynağıdır. 23 Nisan Dünya Çocuk Bayramının insanlara ilettiği barış mesajı, belkide insanlık tarihinde verilmiş mesajların en önemlisidir. Her milletten çocukların bir araya gelmeleri kültür alışverişinde bulunup, sevgi ile birbirlerine bağlanmaları,kalplerine barış tohumları serpilmesi ve kalplerinde filizlenen barış tohumlarının yaşamları boyunca dünya barışına katkıda bulunması 23 Nisan’ı ifade eden en önemli mesajdır. Bu sayede Atatürk’ün övünç hissi ile söylediği “Bugünün küçükleri, yarının büyükleridir.” sözü bugünün küçük çocuklarının, yarının dünyasının barış içinde yaşamasına katkıda bulunuyor. Büyük Önderimiz Atatürk, en büyük, en önemli tarihlerden biri olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını ilelebet yaşatma ve devam ettirme görevini Türk ulusunun çocuklarına vermiştir. Bizler Türk çocukları olarak, her yıl 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı coşku ve heyecan ile kutlamalıyız. Atamızı ve kurtuluş mücadelesi verip bize bu vatanı bırakan herkesi saygı ile anmalıyız. 23 Nisan ile İlgili Yazı Özgürlük, bağımsızlık, egemenlik… İnsanoğlu var olduğundan bu yana bu üç kelime için savaşmıştır. Çünkü kendini ve sevdiklerini korumanın tek yolu özgür olabilmekti. Huzurla yaşayabilmek için bağımsızlık gerekiyordu. Özgürlük ve bağımsızlığın devamı da egemenlik demekti. Türk Milleti’nin kaderi 1881 yılında yeniden yazılmaya başladı. Bu verimli topraklar ve çalışkan Türk insanları üzerinde hakimiyet kurabilmek için tüm güçlü dünya devletleri durmadan saldırıyordu. Bu güzelim vatanı parçalamak istiyorlardı. Ta ki 1881’de doğan güneş yükselerek, parlak ışıklarıyla bu zalim ve kötü emelleri parçalayana dek. Elbette Mustafa Kemal Atatürk demekti. Türk’ün en parlak güneşi. Vatanı uğruna milleti ile birlikte savaşan bu yüce insan, hak ettiğimiz bağımsızlığı 23 Nisan 1920’de TBMM’yi açarak bize armağan etti. Bu meclisin ilk cümlesine de “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!” dedi, yazdırdı ve uygulattı. Mustafa Kemal, ülkesine egemenliği armağan ederken de çocukları her şeyin üstünde tutmuştur. Onun çocuk sevgisi öyle büyüktü ki, tüm sevdiklerine hangi yaşta olursa olsun “Çocuk” diye seslenirdi. Çocukları saatlerce dinler, onlarla zaman geçirmekten büyük keyif alırdı. “Ülkemin geleceğidir çocuklar” diyen Mustafa Kemal, 23 Nisan’ı çocuklara armağan etmiştir. Öyle güzel bir armağan ki bu, sadece Türk çocuklarının değil, tüm dünya çocuklarının sevinçle kutladığı bir gün artık. 23 Nisan çocuğu olmanın gururuyla Atam’ı saygıyla anıyorum. Onun açtığı yolda, gösterdiği hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Ne mutlu çocuğum diyene! 23 Nisan ile İlgili Kompozisyon Kısa Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının zaferlerle kutladığı gündür bugün. 23 Nisan 1920’de açılan TBMM, egemenliğin kayıtsız şartsız milletine ait olduğunu kabul etmiştir. Milli mücadele ve zaferlerin kutlandığı gündür. Cumhuriyet’in kurulduğu egemenliğin, özgürlüğün, kardeşliğin, özel günlerin en güzeli 23 Nisan biz çocukların bayramıdır. Atatürk; “Türk çocuğu geçmişini bildikçe daha güzel, daha büyük işler yapmak için kendine kuvvet bulacaktır.” diyerek biz çocukları yarınlara, başarıya ulaşmamız için yol göstermiştir. Bizleri unutmayan Ata’mıza, bugünün küçükleri yarının büyükleri olarak çalışkan, başarılı, sevgi dolu, barış içerisinde yaşayan bireyler olarak yani Ata’mızın izinde yürüyerek teşekkür etmeliyiz. Vatan borcunu unutma! Gazi Mustafa Kemal’e, silah arkadaşlarına, şehitlerimize minnet borcumuzu unutma! Onların kurduğu Cumhuriyet’e sahip çıkarak ülkene, milletine yararlı olmak senin vazifendir. Biz çocukları unutmayan güzel Atam; saygı, sevgi ve özlem ile bütün teşekkürler, bütün güzellikler sanadır. NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE! 23 Nisan ile İlgili Kompozisyon Örneği 23 Nisan, Ata’mın çocuklarına armağan ettiği gündür… 23 Nisan , hiçbir zaman boyun eğmeyen Türk halkının özgürlüğünü aldığı gündür…Dünyanın ve Türkiye’nin unutmayacağı lider Atatürk, en büyük bayramı, Egemenlik Bayramı’nı çocuklara adamıştır. Dünyada böyle bir çocuk sevgisini gören, başka bir ülke olmamıştı. Tüm çocuklar içindi bu bayram, herkes sevinsin diyeydi… Biz özgürdük, daha güçlüydük artık… Türk halkını ne durdururdu? Türk çocuğunu ne durdururdu? Ata’sının emaneti olan vatanını kim korumaz ki? Bunu biliyordu, emindi. Biz, onun ilkelerini bırakmayacağız. Açtığı yol asla kapanmayacak. Işığa ilerleyiş sürecek, medeni bir ülke olacak Türkiye… Çalışkan olduk, küçüklerimizi koruduk, büyüklerimizi saydık, vatanımız için canımızı vermeye hazırız her zaman. Onu anlamak için Nutuk’unu okuduk, geçliğe, bize hitabetini ezberledik, andımızı ezberledik. Bize bir görev vermişti, biz Türk çocukları, kanımızın son damlasına kadar her görevi yapmaya hazırız. Geleceğin mimarları olan bizler, “küçük hanımlar” ve “küçük beyler”, ülkenin geleceğini çocuklara, çocuklarına emanet edebilen bir liderin evlatlarıyız… Atam unutulmayacak asla, biz unutmayacağız onu. Niye mi? Vatanı zekasıyla kurtardı, halkı hür hale getirdi, çok partili hayata geçildi, herkes fikrini belirtti, meclis kuruldu, halkın seçtikleri halkın düşüncesini savundu, savaştan yeni çıkan yorgun Türkiye toplandı, sanayi geliştirildi, medeniyet topraklarımıza yayıldı… Emeklerinin sonuçlarını çocuklara devretti, kimseye değil sadece çocuklara… Dünyada başka ülke yoktur, çocuklara bir geleceğin emanet edildiği… Bu yüzden O unutulmayacak, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramında yine anacağız kahramanı, kurucuyu, kurtarıcıyı anacağız yine… 23 Nisan ile İlgili Kompozisyon Uzun Hep mühürlü kitaplarda saklıdır gerçekler. Sayfalarındaki tozu yutanı koyarlar tekrar kabuğunun içine. Tutkunudur doğanlar. Egemenlik mesela. Çocukluktan başlar egemenlik. İşte o zaman egemenliğini ilan edersin. Açarsın mühürlü kitapları, uçarsın dünya ufku üstüne, neyi uygun bulursan kendince, kendine onu katarsın. Geç kalırsan başkalarının diş izlerini görürsün elmanda. Koparıp alırlar bir parçasını. O kargaşa içinde ısırsan ne mutlu sana. Yoksa sen misin yutan, yutan kim? Ayıramazsın. Acele edip sahip çıkmalısın elmana. Bir kere kaptırdın mı bir daha geri alamazsın. Egemenlik, devasız çırpınışlara benzer. Kanatlarını kanatmadan elde edemezsin onu. Korkarsın, kanasa bile başaramazsam diye. Güçlü olmak da güç ister. Gücün ne zaman tadını çıkarır insan? Güçlükle elde ettiğinde değil mi? Oysa bizlerin yani Türk gençlerinin avucuna konmuş egemenlik. Daha doğrusu kondurmuş o büyük önder. Korkma demiş, egemenlik sizlerin ellerinde demiş ama bizler hep avucumuzda bir nar, bir kor taşıyormuşuz gibi ürkek haykırıyoruz büyük alevlerle. Bu kadar mı zor, hazır sunulan bir şeyi taşımak? Bu kadar mı kamburlaştık, koptu belimizin yayı, yüzümüz asfaltta? Oysaki güneşe bak, dön yüzünü Ege’nin dağlarına, essin rüzgar, çek bir nefes özgürlüğün tadından. Bak peşinden koşuyor Saat Kulesi’nin yelkovanı, tut zamanı, sen düş peşine. Kaçan o olsun. Bizler kar tanesiyiz Türk genci, kara asfaltta ışıldar rengimiz. Bir araya gelince düşmanı döker denize nefesimiz. Çığa dönüşmemizden ürker dünya. Ege’de çığ da nesiymiş demeyiniz! Bizler Türk gençleriyiz, deli akar kanımız, sonunu düşünmeden hareket ederiz. Kimi zaman ya da önemsemez görünürüz zaman zaman. Ama karanlığı ağartan sözlerle, tutsak eden silahların kurşununu durdururuz. Torunlarıyız Hasan Tahsin’in. Sonu olmayan geçitlerden gün ışığına çıkmayı öğrendik biz. Egemenliği bize emanet eden önderimizin izindeyiz. Hani demiştim ya çocukken başlar egemenlik, bu vatanda doğulur onun içine, havasında suyundadır, denizindeki tuzundadır egemenlik. Onu özümseyerek büyür çocuklar masumca, fedakarca… Tanrının dünyada rastlantıyla buluşmuş çocukları yaşar burada. Birbirlerini bulamayacak olsalar da bu saklambaçta. Çünkü kimi zaman ebenin gözleri bağlanır kimilerince ve bu oyunların çarpışmasıyla büyüyen çocuklar bize geleceği gösteren lideri göremeyecekler sadece bilecekler, yüreklerinde yaşatacaklar onu kendilerince. Sözleri çınlayacak kulaklarında, gözleri ışıldayacak ufuklarında. Unutmayacaklar gerçek güç halkın gücüdür. Bu halk gerçek efendisi olasıya kadar bu yurdun, her genç bu görevle yükümlüdür. Bunu asla unutmayacaklar. Beyinlerine kazılmıştır çünkü “Egemenlik kayıtsız Şartsız milletindir, “diye.

felsefe ile ilgili kompozisyon yazısı